Yazar adı: Editör Odyolog

sdq (2)
Blog

BERA/ABR Testi Nedir? İşitme Sağlığınız İçin Neden Önemlidir?

BERA / ABR Testi Nedir? BERA Testi: BERA, “Brainstem Evoked Response Audiometry”nin kısaltmasıdır. İngilizce’de bu test, “Brainstem Evoked Response Audiometry” veya “Auditory Brainstem Response Test” olarak adlandırılır. ABR Testi: ABR, “Auditory Brainstem Response” testinin kısaltmasıdır. İngilizce’de bu test, “Auditory Brainstem Response Test” olarak bilinir. Bu testler, işitme sisteminin beyin sapına kadar olan kısmını değerlendirir ve işitme siniri ile beyin sapındaki nörolojik tepkileri ölçer. BERA testi, işitme kaybını değerlendirmek ve işitme yollarının beyindeki işleyişini kontrol etmek için kullanılan bir nörolojik testtir. Bu test, özellikle yeni doğan bebeklerde ve işitme sorunları yaşayan çocuklarda yaygın olarak uygulanmaktadır. Ayrıca yetişkinlerde de işitme siniri ve beyin sapı işleyişini değerlendirmek için kullanılabilir. ABR Testi Nasıl Uygulanır? 1. Hazırlık 2. Elektrotların Yerleştirilmesi 3. Ses Uyarımı 4. Veri Toplama 5. Verilerin Analizi Sonuç ve Değerlendirme ABR Testinin Avantajları Nelerdir? ABR Testi Hangi Durumlarda Uygulanır? ABR Testi Kimlere Yapılır? ABR testi, özellikle aşağıdaki gruplara uygulanır: ABR İşitme Testi Kaç Dakika Sürer? ABR testi genellikle 30 dakika ile 1 saat arasında sürer. Süre, hastanın yaşı ve işbirliği yapabilme durumuna göre değişebilir. Bebeklerde genellikle uyku sırasında yapılır, bu da testin daha hızlı ve sorunsuz tamamlanmasını sağlar. ABR Testi Nerelerde Yapılır?

Biyonix Serisi İşitme Cihazı
Blog, En Çok Merak Edilenler

İşitme Cihazı Alırken Nelere Dikkat Etmeliyim?

İşitme kaybı yaşayan bireyler için işitme cihazları büyük önem taşır. İşitme cihazı seçimi yaparken dikkat edilmesi gereken birçok faktör vardır. Siser İşitme Cihazı Merkezleri olarak, Earnet marka işitme cihazları ile sizlere en kaliteli hizmeti sunmayı amaçlıyoruz. İşte işitme cihazı alırken göz önünde bulundurmanız gereken önemli noktalar: 1. Profesyonel Destek Alın İşitme cihazı seçimi yaparken mutlaka bir uzman yardımı almanız önemlidir. Siser İşitme Cihazı Merkezleri’nde, alanında deneyimli uzmanlarımız sizin için en uygun işitme cihazını belirlemenize yardımcı olacaktır. Profesyonel destek, doğru cihazı seçmenizi ve en iyi duyma deneyimini yaşamanızı sağlar. 2. Kişisel İhtiyaçlarınızı Belirleyin Her işitme kaybı yaşayan bireyin ihtiyaçları farklıdır. İşitme kaybınızın derecesine ve yaşam tarzınıza uygun bir cihaz seçmek önemlidir. Earnet marka işitme cihazları, farklı ihtiyaçlara yönelik geniş bir ürün yelpazesi sunar. İhtiyacınıza en uygun cihazı belirlemek için Siser İşitme Cihazı Merkezleri’nde uzmanlarımızdan yardım alabilirsiniz. 3. Teknolojik Özelliklere Dikkat Edin İşitme cihazlarının teknolojik özellikleri, kullanım kolaylığı ve ses kalitesi açısından büyük önem taşır. Earnet işitme cihazları, gelişmiş teknolojik özellikleri ile dikkat çeker. Gürültü azaltma, yön tayini, Bluetooth bağlantısı gibi özelliklere sahip cihazlar, günlük yaşamınızı daha konforlu hale getirecektir. 4. Konfor ve Tasarım İşitme cihazınızı uzun süre kullanacağınız için konfor ve tasarım önemli faktörlerdir. Kulak içi veya kulak arkası modeller arasından seçim yaparken rahatlığınızı göz önünde bulundurun. Earnet işitme cihazları, ergonomik tasarımı ve estetik görünümü ile kullanıcılarına maksimum konfor sunar. 5. Garanti ve Servis Hizmetleri İşitme cihazı alırken garanti ve servis hizmetleri de göz önünde bulundurulmalıdır. Siser İşitme Cihazı Merkezleri, Earnet marka işitme cihazları için geniş garanti ve servis hizmetleri sunar. Cihazınızın düzenli bakımını yaptırarak uzun ömürlü kullanım sağlayabilirsiniz. 6. Fiyat ve Performans Dengesi İşitme cihazı seçerken fiyat ve performans dengesini iyi değerlendirmek gerekir. Earnet işitme cihazları, uygun fiyatları ve yüksek performansları ile dikkat çeker. Siser İşitme Cihazı Merkezleri’nde, bütçenize uygun ve yüksek performanslı cihazlar arasından seçim yapabilirsiniz. 7. Kullanıcı Yorumlarını İnceleyin Daha önce işitme cihazı kullanmış kişilerin yorumlarını incelemek, doğru seçim yapmanıza yardımcı olabilir. Siser İşitme Cihazı Merkezleri’nde Earnet marka işitme cihazlarını kullanan birçok memnun müşteri bulunmaktadır. Bu yorumlar, cihaz hakkında daha fazla bilgi edinmenize ve doğru tercihi yapmanıza yardımcı olacaktır.

box web
En Çok Merak Edilenler

BOX Kulak İçi İşitme Cihazı: Üstün Teknoloji ile Duyma Özgürlüğü

Duyma akustiğinde bir kahraman olan BOX Kulak İçi İşitme Cihazı, yenilikçi ve zeki çözümlerle sektöre katılarak işitme kaybı yaşayan bireylerin özgürlüğüne hızlı kavuşmasını sağlıyor. Nano3 Serisi’nin rakipsiz ürünü olan BOX kulak içi işitme cihazı modeli, üstün teknolojik gücüyle dikkat çekiyor. Kullanım Kolaylığı BOX Kulak İçi İşitme Cihazı, kişisel kalıp gerektirmeden, kulakların anatomik yapısına uygun olarak üretilmiştir. Sağlam bir kabine sahip olan bu işitme cihazı, kulak kirine karşı değiştirilebilir filtresi ile kullanıcı dostudur. Kulağa takılması ve çıkarılması son derece kolaydır, bu da günlük kullanımı oldukça pratik hale getirir. Doğal Ses Kalitesi BOX Kulak İçi İşitme Cihazı, doğal ses sunma özelliği ile dikkat çeker. Yüksek donanımı sayesinde kolay yön tayini sağlar ve kulakta basınç yapmaz. Güçlü ve dayanıklı kabini sayesinde uzun ömürlü kullanım sunar. Ayrıca, 6 farklı hafızaya sahip olan bu cihaz, akustik switch özelliği ile fiziksel butona ihtiyaç duymadan program değişimi yapma imkanı tanır. Tinnitus Rehabilitasyonu Tinnitus rahatsızlığı yaşayanlar için özel olarak tasarlanmış frekans izolasyon sistemi (T-FIS) ile tinnitus rehabilitasyonunda etkili çözümler sunar. Bu özellik, kullanıcıların yaşam kalitesini artırarak günlük hayatlarını daha konforlu hale getirir. Neden BOX Kulak İçi İşitme Cihazını Kullanmalıyım ? BOX Kulak İçi İşitme Cihazı, zarif ve estetik tasarımı ile kullanıcılarına üstün bir duyma deneyimi sunar. Kolay temizlenebilir yapısı ve yüksek performans özellikleri ile uzun süreli kullanım sağlar. Gelişmiş teknolojisi ile işitme kaybı yaşayan bireylerin hayatını kolaylaştırır ve onlara daha kaliteli bir yaşam sunar. BOX Kulak İçi İşitme Cihazı hakkında daha fazla bilgi almak ve bu üstün teknolojiyi deneyimlemek için en yakın Siser İşitme Cihazı Merkezimize davetlisiniz. Uzman kadromuz ile size en uygun işitme çözümlerini sunmak için buradayız. Detaylı bilgi ve randevu için 444 1 785 numaralı müşteri iletişim hattımızdan bize ulaşabilirsiniz. İşitme kalitenizi artırmak ve hayatın seslerini yeniden keşfetmek için Si-Ser İşitme Cihazı Merkezleri sizleri bekliyor!

işitmecihazı aniişitmekaybı erkenmüdahale
Blog

İşitme Kaybına Erken Müdahalenin Önemi

İşitme kaybı, bireyin yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilecek ciddi bir sağlık sorunudur. Erken yaşlarda işitme kaybının tespit edilip uygun müdahalenin yapılması, bireyin dil ve iletişim becerilerini geliştirmede önemli bir rol oynar. İşitme Kaybı Tanısı Nasıl Konulur? İşitme kaybına erken müdahale edebilmek için doğru tanı çok önemlidir. İşitme kaybı tanısı koymak için çeşitli adımlar vardır. İşitme sorunu yaşayan bireylerin belirtilerini dikkatlice gözlemlemek ve değerlendirmek önemlidir. İşte işitme kaybı tanısının konulmasında kullanılan yöntemler: Odyolojik Değerlendirme: İşitme kaybı tanısı için en yaygın yöntemlerden biri odyolojik değerlendirmedir. Bu işitme testleri sayesinde işitme seviyesi, işitme kaybının derecesi ve tipi belirlenir. İşitme Testleri: Ses tonu algılama, konuşma anlama ve işitsel eşik testleri gibi işitme testleri yapılarak bireyin işitme seviyesi belirlenir. Orta Kulak Muayenesi: Orta kulak problemleri işitme kaybına neden olabilir. Bu yüzden kulak zarı muayenesi ve timpanometri gibi testlerle orta kulağın durumu incelenir. Nörolojik Muayene: İşitme sorununun nörolojik nedenleri olabileceği için birey nörolojik olarak da muayene edilir. Kulak İçi Görüntüleme Testleri: Kulak içindeki yapısal problemleri belirlemek için kullanılan bu testler işitme kaybının nedenini ortaya çıkarabilir. Bu adımların ardından uzman hekim bireye işitme kaybı tanısı koyar ve gerekli tedavi süreci başlatılır. Eğer işitme kaybına erken müdahale edilirse, bireyin yaşam kalitesi önemli ölçüde artabilir. Bu nedenle belirtiler fark edildiğinde vakit kaybetmeden uzman bir işitme merkezi başvurulması ve işitme testi yaptırılması önemlidir. Eğer işitme kaybından şüpheleniyorsanız, Si-Ser İşitme Merkezlerimizden -Profesyonel işitme testi yaptırarak işitme sağlığınız için hemen harekete geçebilirisiniz. İşitme Cihazı Kullanılmazsa Ne Olur? Erken yaşta işitme cihazı kullanımı, işitme kaybı olan çocukların dil gelişimini destekleyebilir, sosyal ve duygusal olarak sağlıklı ilişkiler kurmalarına yardımcı olabilir ve eğitimde başarılı olmalarını sağlayabilir. Bu nedenle, işitme kaybı olan çocukların erken yaşta işitme cihazı kullanmaları önemlidir. İşitme Kaybına Erken Müdahalede Ailenin Rolü Nedir? İşitme kaybı tanısı konan çocuklar için erken müdahale kadar ailelerin desteklenmesi ve eğitimi de büyük bir önem taşır. Aileler, çocuklarının işitme kaybıyla nasıl başa çıkacaklarını, hangi adımları atacaklarını ve hangi kaynaklara başvuracaklarını bilmek isterler. Bu noktada ailelere sağlanacak destek ve eğitim, çocuğun gelişimine ve iyileşme sürecine olumlu yönde etki edebilir. İşitme cihazı kullanımı eğitimi: Ailelere, çocuklarının işitme cihazlarını nasıl kullanacaklarını öğretmek önemlidir. Bu eğitim, cihazların doğru kullanımını sağlayarak çocuğun duymasını en iyi seviyede sağlayabilir. İletişim becerileri eğitimi: İşitme kaybı olan çocuklar genellikle iletişimde zorluk yaşarlar. Ailelere, çocuklarıyla nasıl etkili bir şekilde iletişim kurabileceklerini öğretecek programlar oldukça faydalı olabilir. Bakınız:İletişimde Kulağın Önemi Nedir? | Mehmet Emin Ağaç Psikolojik destek: İşitme kaybı tanısı alan aileler duygusal olarak zor zamanlar geçirebilirler. Psikologlar veya danışmanlar aracılığıyla destek almak, ailelerin duygusal ihtiyaçlarını karşılamalarına yardımcı olabilir. Aileler için destek ve eğitim, işitme kaybı olan çocukların yaşamlarını kolaylaştırabilir ve onların topluma daha iyi entegre olmalarını sağlayabilir. Bu programlar, ailelere hem duygusal hem de pratik olarak destek olabilir ve çocukların işitme kaybıyla başa çıkmalarına yardımcı olabilir.

İşitme Cihazı Raporu Veren Hastaneler Hangileridir 2
Blog, En Çok Merak Edilenler

İşitme Cihazı Raporu Veren Hastaneler Hangileridir?

İşitme cihazı, reçete ile işitme kayıplı bireylerin kullanımına sunulan medikal ürünlerdir. Bu ürünler ses yükselticilerden farklı olarak frekansa spesifik kazanç sağlayan, işitme testleriyle uyumlu, çevredeki anlamsız gürültüyü baskılayan, hafıza ve bellek gibi birçok konuda ayrışmaktadır. İşitme cihazının uyarlaması ve kontrolleri işitme uzmanları tarafından yapılmalıdır.  İşitme kayıplı bireyler, cihaz kullanmaya aday bireylerdir. Bireyler işitme kaybı şüphesiyle bu durumu fark ettiği ilk anda KBB hekimi ve Odyoloji kliniği olan bir hastaneye ya da sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. İşitme kaybı tanılandığında bireylerin işitme cihazı kullanması gerekmektedir. Kullanıcı adayları SGK’dan destek almadan işitme cihazı almak istiyorsa herhangi bir hastaneden işitme cihazı raporu almasına gerek yoktur. Herhangi bir KBB hekiminin yazacağı bir reçete ile Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış işitme merkezlerinden işitme cihazı alabilir. Reçete zorunluluğu ilk kez işitme cihazı kullanacak kişiler için geçerlidir. Daha önce işitme cihazı kullanmış kişiler için reçete zorunluluğu yoktur, doğrudan işitme merkezlerine başvurarak işitme kaybına uygun işitme cihazı temin edebilir. SGK’dan Yararlanmak İçin Hangi Hastanelere Başvurmalıyım? Sosyal Güvenlik Kurumu, yayınladığı Sağlık Uygulama Tebliği’nde (SUT) belirlediği şartların bireyler tarafından sağlanması halinde işitme cihazı ödemesi  yapmaktadır.  SGK’dan destek alarak işitme cihazı almak isteyen kişilerin, Türkiye genelindeki Devlet hastanelerinden, Tıp Fakülteleri Hastaneleri ve Vakıf üniversiteleri Hastaneleri işitme cihazı raporu almaları gerekmektedir. Bünyesinde KBB hekimi ve Odyoloji Kliniği bulunmayan hastaneler işitme cihazı raporu düzenleyememektedir. Bebek ve Çocuklar için Hangi Hastanelere Başvurmalıyım? İşitme cihazı kullanacak kişi; bebek, çocuk veya 18 yaşından küçük ise herhangi bir devlet hastanesinden alacağı sağlık kurul raporu geçerli olmayacaktır.18 yaş altı grubunun işitme cihazı raporları, Sağlık Bakanlığı 3.Basamak hastaneleri yani Eğitim ve Araştırma Hastaneleri veya Tıp Fakülteleri tarafından düzenlenmiş olması gerekmektedir aksi durumda SGK, sağlık kurul raporlarını geçerli kabul etmemektedir. Özel Hastanelerden İşitme Cihazı Raporu Alabilir Miyim? Yıllar önce, özel hastaneler tarafından düzenlenmiş işitme cihazı raporları bir süreliğine kabul edilmiş ancak sonraki sağlık uygulama tebliğleri ile bu uygulama sonlandırılmıştır. Halk tarafından özel hastane olarak bilinen ancak Vakıf üniversiteleri çatısı altında hizmet veren hastanelerin düzenlediği işitme cihazı raporları geçerlidir ve SGK bu raporları dikkate alarak işitme cihazı için destek vermektedir. SGK’nın işitme cihazı için yaptığı ödeme  miktarı yetişkinler için farklı, 18 yaş altı çocuk ve bebekler için farklılık göstermektedir. Benzer şekilde emekliler için farklı ödeme çalışanlar için farklı ödeme yapmaktadır.

rehabilatsyon web site
Blog

İşitme Cihazı Kullanan Bireylerde İşitsel Rehabilitasyon

İşitme kaybı, bireylerin günlük yaşamlarını önemli ölçüde olumsuz etkileyen bir durumdur. İşitme cihazları, bu zorluğu hafifletmek ve işitme yeteneklerini geri kazandırmak için etkili bir çözüm sunar. Ancak, sadece işitme cihazlarını kullanmak yeterli değildir. İşitme cihazı kullanıcıları için önemli bir destek, işitsel rehabilitasyon sürecidir. İşitsel Rehabilitasyonun Önemi: İşitsel rehabilitasyon, işitme cihazı kullanımının ötesine geçen bir süreçtir. Bu süreç, bireyin işitme cihazlarını en etkili şekilde kullanmasını sağlamak ve işitme yeteneklerini geliştirmek amacıyla tasarlanmıştır. İşitsel rehabilite uzmanları, bireyin ihtiyaçlarına özel bir plan oluşturarak, işitme cihazlarını doğru şekilde anlamalarını, kullanmalarını ve entegre etmelerini sağlar. İşitsel Rehabilitasyonun Avantajları: Cihaz Uyumunu Artırma: İşitsel rehabilitasyon, bireyin işitme cihazlarına uyum sağlamasına yardımcı olur. Bu süreç, kullanıcıya cihazların nasıl çalıştığını, bakımının nasıl yapılacağını ve günlük yaşamda nasıl entegre edileceğini öğretir. İletişim Becerilerini Geliştirme: İşitsel rehabilite, bireyin iletişim becerilerini güçlendirmeyi hedefler. Konuşma anlamını artırmak, konuşmacıları daha iyi anlamak ve gürültülü ortamlarda iletişimi sürdürmek için stratejiler öğretir. Ses Ayarlarını Optimize Etme: İşitsel rehabilite uzmanları, bireyin çevresindeki sesleri en iyi şekilde duyabilmesi için işitme cihazlarının ses ayarlarını optimize eder. Bu, kullanıcının çeşitli ses ortamlarına uyum sağlamasını sağlar. Tinnitus Yönetimi: İşitme cihazı kullanan bireylerde sıkça görülen tinnitus (çınlama) sorununu yönetme konusunda işitsel rehabilite önemli bir rol oynar. Ses terapisi ve özel programlar kullanılarak tinnitus etkileri hafifletilebilir. Günlük Yaşama Entegrasyon: İşitme cihazlarının günlük yaşama entegrasyonu, işitsel rehabilite sürecinin önemli bir parçasıdır. Bu, bireyin işitme cihazlarını rahatça kullanabilmesini ve çeşitli aktivitelerde etkin bir şekilde yer alabilmesini sağlar. İşitme cihazı kullanımı ile birlikte işitsel rehabilitasyon, bireyin yaşam kalitesini artırmak ve işitme kaybı ile başa çıkmasına yardımcı olmak adına kritik bir rol oynar. Bu süreç, bireyin işitme cihazlarını etkili bir şekilde kullanmasını öğrenmesini sağlayarak, iletişim becerilerini güçlendirir ve genel duyusal deneyimini iyileştirir. İşitsel rehabilitasyon, bireyin kendine güvenini artırırken, çevresiyle daha etkili bir şekilde etkileşim kurmasına olanak tanır.

sikayet
Blog, En Çok Merak Edilenler

İşitme Merkezi Yorumları ve Şikayetleri

İşitme merkezleriyle ilgili genel şikayetler arasında, randevu sürelerinin uzun olması, iletişim eksikliği, personel yetersizliği ve bazı durumlarda yetersiz müşteri hizmetleri yer alabilir. Ayrıca, bazı kullanıcılar teknik sorunlar veya cihaz ayarlarında yaşanan problemler nedeniyle memnuniyetsizliklerini dile getirebilir. Bununla birlikte, her işitme merkezi farklıdır ve kullanıcıların deneyimleri değişebilir. Şikayetlerin çözülmesi ve müşteri memnuniyetini sağlamak için işitme merkezlerinin sürekli olarak hizmet kalitesini artırma ve kullanıcı geri bildirimlerine önem verme çabaları vardır. Si-Ser işitme Cihazları Yorumları İşitme cihazlarıyla ilgili kullanıcı yorumları farklılık gösterebilir. Birçok kullanıcı, işitme cihazlarının yaşam kalitesini önemli ölçüde artırdığını ve iletişim yeteneklerini geliştirdiğini belirtiyor. Kullanıcılar, cihazların doğal ve net bir ses kalitesi sunduğunu ve çevresel gürültüyü azalttığını vurguluyor. Ayrıca, kullanıcılar genellikle cihazların rahat ve kolay kullanım sağladığını, pil ömrünün yeterli olduğunu ve modern teknolojilerin işitme deneyimini optimize ettiğini ifade ediyor. Bununla birlikte, bazı kullanıcılar, cihazların uyumu, fiyatları veya teknik sorunlar gibi konularda bazı zorluklar yaşayabildiklerini belirtebilir. Özetle Her kullanıcının deneyimi farklıdır, bu nedenle işitme cihazı satın almadan önce uzman bir audiologla görüşmek ve kullanıcı yorumlarını araştırmak önemlidir. Ayrıca İşitme Cihazı alırken nelere dikkat edeceğinizi buradan inceleyebilirsiniz…

Isitme Cihazi Fiyat Farkliliginin Nedenleri Nelerdir
Blog

İşitme Cihazı Fiyat Farklılığının Nedenleri Nelerdir?

İşitme cihazları; içerisinde çeşitli teknolojik parçalar bulunduran, ortamdaki sesleri kullanıcının işitme kaybına uygun şekilde amplifiye ederek kulağa ulaştıran ürünlerdir. Kullanıcının duyduğu sesler ve sunulan yaşam konforu cihazların özelliklerine göre farklılık göstermektedir. Cihazların özelliklerini etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Bu faktörlerin bazıları şu şekilde sıralanabilir; Bireye uygun özellikte cihazlar seçilmelidir. Bunun için bireye gerekli odyolojik testler yapılmalı, ihtiyaçları doğru ve eksiksiz bir şekilde tespit edilmelidir. İhtiyaçlar arttıkça cihaz özellikleri artmakta, bu durum işitme cihazı fiyatlarını farklılaştırmaktadır. Bu özelliklere bakacak olursak; İşitme Kaybı Türü ve Derecesi İşitme cihazlarını ses yükselticilerden ayıran en temel özellik; sesleri kullanıcının işitme kaybı türü ve derecesine göre, frekansa spesifik olarak uygulamaktır. İşitme kaybı bireylerde tüm frekanslarda aynı miktarda etkilenmemektedir. Bu farklılık işitme testi ile ölçülmekte olup işitme eşikleri frekansa spesifik belirlenmektedir. Bireyin işitme testi sonucunda belirlenen kayıp karşılayacak güçte, anlama skorlarına uygun bir işitme cihazı seçimi yapılmalıdır. Bu seçimde dikkat edilmesi gereken husus cihazın hastanın kaybını karşılayacak segmentte ve modelde olmasıdır. İleri ve çok ileri işitme kayıpları için tercih edilecek cihaz modeli farklıyken, çok hafif- hafif işitme kayıplarında farklı olabilmektedir. Benzer şekilde iletim tipi ve sensörinöral tip işitme kayıplarında da cihaz seçimi farklılık göstermektedir. Belirlenen cihaz boyutuna ve estetik özelliklerine göre fiyat farklılığı oluşmamaktadır. Bireylerin yaşı, doğrudan işitme cihazı seçiminde fiyat farklılığı oluşturmaz. Bununla birlikte yaşa bağlı işitme kaybı (presbiakuzi) hasta için en doğru cihaz modeli seçimini etkileyebilmekte ve model farklılıklarından kaynaklı fiyat farklılığı oluşabilmektedir. Cihazın Teknik Özellikleri İşitme cihazları değişip gelişen teknolojiyle birlikte teknik özellikleri yönünden süreç içerisinde farklılaşmıştır. Bu değişim dijital işitme cihazlarına; cihazın çıkış gücü, kanal- bant sayıları, çınlama baskılama sistemleri, gürültü baskılayıcılar, otomatik ortam tanıma özellikleri vs. şeklinde yansımıştır. Bu özellikler kullanıcının duyduğu sesin konforunu arttırmaktadır. Segment farklılıklarında bu ve buna benzer özelliklerin artması kanal-bant sayısının değişmesi gibi durumlar yaşanabilmektedir. Bireyler işitme cihazı almaya karar verdiğinde dikkat etmesi gereken bir nokta da kullanılan parçaların malzeme kalitesi olmalıdır. İç parçaların kalitesi işitme kayıplı bireye sunulan sesin doğallığını ve konforunu etkilemektedir. Bununla birlikte bireylerin günlük hayatta karşısına çıkabilecek sorunlardan biri de terleme ve nem problemi olabilmektedir. Cihazların suya ve neme karşı korumalı olması işitme cihazlarının fiyatlarını etkileyen başka bir durumdur. Bireyin Gereksinimleri İşitme kaybı yaş fark etmeksizin her bireyde gözlenebilmektedir. Her yaştan kullanıcının olması, kullanıcı beklentilerini ve gereksinimlerini çeşitlendirmektedir. Çocuk kullanıcılarda cihazların; geniş frekans aralığına sahip olması, hızlı ses işlemcisiyle doğal ses sunması, farklı işitme kaybı türlerine uygun olması, dayanıklı olması ve pil yutmalarına karşı kilidi bulunması gereksinimlere cevap veren özellikler arasındadır. Gelişen teknoloji; işitme cihazlarına farklı özellikler, farklı tasarımlar ve farklı modeller olarak yansımıştır. Bu doğrultuda işitme cihazları; akıllı cihazlarla wireless bağlantısı, doğrudan ses aktarımı, otomatik ortam tanıma özellikleri ve gürültü engelleme gibi özellikler kullanıcıya yüksek kullanım konforu sağlamaktadır. İnce motor becerileri yaşa ve hastalıklara bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Bazı bireyler günlük yaşamında destek almadan hayatına devam edebilmekteyken bazı bireyler ise yardıma ihtiyaç duymaktadır. İnce motor becerileri iyi seviyede olmayan bireyler için kullanım kolaylığı sağlayacak ve bakımı kolay yapılabilen cihazlar tercih edilmelidir. Bireylerin işitme testine ve tüm beklentilerine göre kulak içi ya da kulak arkası cihazlar seçilmektedir. Bu cihazlar, boyut olarak farklılık göstermedir. Fakat boyut farklılığı doğrudan fiyat farklılığı oluşturan bir parametre değildir. Özetle işitme cihazı fiyatları; bireyin işitme kaybı, türü ve derecesine göre değişen cihaz modeli ve segmentine, cihazın kanal-bant sayısından entegresine kadar olan tüm teknik özelliklerine, cihaz parçalarının malzeme kalitesine ve bireylerin sosyal çevre, yaş, teknoloji, ince motor becerilerinden kaynaklanan tüm gereksinimlerini karşılayacak özelliklere göre değişiklik göstermektedir. Bu doğrultuda, bireyler işitme kaybı tanılandığı andan itibaren kendisine en uygun işitme cihazını uzmanlar aracılığıyla kullanmaya başlamalıdır. Si-Ser İşitme Merkezleri 28 yılı aşkın tecrübesi ve her ihtiyaca uygun modelleriyle işitme cihazı uygulamalarında her zaman olduğu gibi bugün ve yarın da işitme kayıplı bireylere destek vermeye devam edecektir. Sağlıklı günler dileriz.

Isitme Cihazi Kullananlar Ehliyet Alabilir Mi
Blog

İşitme Cihazı Kullananlar Ehliyet Alabilir Mi?

İşitme, hayatımızın her aşamasında rolü olduğu gibi trafikte de önemli etkisi vardır. Çevre gürültüsü ve trafik sesi, işitme kayıplı bireyler için rahatsız edici özellikte olabilmektedir. İşitme kayıplı bireyler bu sesleri en az normal işite n bireyler kadar duymalıdır. Bu bireyler sosyal hayatta karşılaşılabilecek sesler ile tekrar tanışmalı, konforunu ve güvenliğini etkileyecek durumlarda herhangi bir engel yaşamamalıdır. İşitme kayıplı sürücü adayları trafiğe çıkabilmek için ehliyet almaktadırlar. Ehliyet alabilmek için istenen sağlık kontrolleri arasında bireylerin işitme durumu, başlıca değerlendirme kriterlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. İşitme cihazı kullanıcıları ve kullanıcı adaylarının akıllarına “İşitme cihazıyla araba kullanabilecek miyim?” ve “İşitme cihazı ehliyet almama engel olur mu?” soruları gelmektedir. Gelin bu soruların cevaplarını birlikte inceleyelim. İşitme Cihazıyla Araba Kullanabilecek Miyim? Kulak kepçesinin (aurikula) her yönden gelen sesleri toplama, filtreleme ve ses lokalizasyonu sağlama gibi fizyolojik görevleri vardır. İşitme kaybı varlığı bu doğal mekanizmanın yeteri kadar çalışmasını engellemektedir. Bunun sonucunda ses kaynağının nerede olduğunu belirlemekte, ses kaynağı yönüne dönmekte ve seslerin filtrelenmesinde zorluklar çekilebilmektedir. İşitme kaybının trafikteki etkilerine bakacak olursak; bireyler işitme kaybından dolayı trafiğin seyrini etkileyecek bazı sesleri duyamamaktadırlar.  Bu durum seyir halindeki araçları ve sürücüyü tehlikeye sokmaktadır. İşitme cihazları ile bu durumun önüne geçmek mümkün olup güncel işitme teknolojisi bireylere doğal ses sunmaktadır. Dijital işitme cihazları sesleri salt olarak yükseltmekten öte bireyin işitme kaybına, ihtiyaç ve beklentilerine uygun olarak işleyip hastaya sunmaktadır. Mikrofon yönselliği  bireylere akustik çevrenin yapısına göre değişiklik imkanı sunduğu için konuşma sesleri, gürültü ve sabit uyaranlara odaklanmayı kolaylaştırmaktadır. Bununla birlikte her iki kulağında işitme kaybı olup tek kulağında işitme cihazı kullanan bireylerin uzaysal algısı azalacak ve genellikle işitme cihazı kullandığı tarafa yönelimi olacaktır. Bu yüzden her iki kulağında işitme kaybı tanısı almış bireylere çift cihaz kullanması önerilmektedir. Bu bilgiler doğrultusunda işitme cihazı kullanan bireyler; seslerin hangi yönden geldiğini anlama, doğru tarafa yönelme refleksi ve aracın uyarı ve arıza seslerini duyma gibi güvenliği etkileyecek durumların önüne geçmek için işitme cihazını seyir halinde de kullanmalıdırlar. İşitme Cihazı Ehliyet Almama Engel Olur Mu? İşitme kayıplı bireyler, ehliyet alıp araç kullanma hakkına sahiptirler. İşitme kaybı olup cihaz kullanan/kullanmayan bireyler için ehliyet alma durumu belirli esaslara göre belirlenmektedir. Bu esaslar; Bir kulağın normal işitme (hava yolu işitme eşiği 25 dB’den iyi) olması kaydıyla diğer kulağın işitme eşiği en fazla 50 dB olmalıdır. 1 Ocak 2016 tarihine kadar işitme kayıplı bireyler için H sınıfı ehliyet verilmekteydi. H sınıfı ehliyet, bireylerin belirli engel oranına göre verilen ehliyet sınıfıdır. Bu durum 2016’dan itibaren değişmiş olup bireylerin engel oranına değil, engeline uygun nitelikte araç kullanmasına izin verecek ehliyet sınıflarını (A veya B sınıfı) almalarına olanak tanımıştır. Ehliyet yenileme işlemi bu duruma göre belirlenmektedir. Belirtilen esaslara göre sürücü adayları ehliyet almaya hak kazanmaktadırlar. İşitme kaybı ehliyet almak için yeterli olmayan bireyler, alanında uzman Odyolog/Odyometristlerimize danışarak detaylı bilgi edinebilmekdirler. Bu doğrultuda, işitme cihazlarının hayatın her noktasında olduğu gibi trafikte de hayat kalitesini arttıran bir ürün olduğu bilinmeli ve işitme kaybının henüz erken döneminden itibaren kullanılmaya başlanılarak oluşabilecek büyük sonuçların önüne geçilmelidir. Si-Ser İşitme Merkezleri 28 yılı aşkın tecrübesi ve her ihtiyaca uygun modelleriyle işitme cihazı uygulamalarında her zaman olduğu gibi bugün ve yarın da işitme kayıplı bireylere destek vermeye devam edecektir. Sağlıklı günler dileriz.

mastoidit
Blog

Mastoidit Nedir?

Mastoit kemik, kafatasındaki bölümlerden temporal kemiğin alt kısmında hava kabarcıklarından oluşan bölümdür. Bu bölümdeki hava hücrelerinin iltihabına mastoidit adı verilir. Mastoidit, çok sık karşılaşılan bir durum değildir, ancak son yıllardaki bakteriel dirençteki artış ve orta kulak iltihabındaki sık görülme durumuna karşılık reçetelenmiş antibiyotik sayısındaki düşüş, mastoiditin karşımıza çıkma sıklığını arttırmaktadır.   Mastoidit Neden Olur? Mastoidit akut ve kronik olarak ayrılır ve kronik mastoiditte ise latent veya maskelenmiş mastoidit olarak da farklı ek bir tür olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle çocuklarda sıklıkla görülen akut veya kronik otitis media, haftalar sonrası mastoidit vakalarına dönüşmektedir.   Mastoidit Belirtileri  Akut Mastoidit Belirtileri Geçirilen akut otitis mediadan haftalar sonra karşımıza çıkan belirtiler; Yüksek ateş Mastoid kemik üzerinde kızarıklık Şişlik Hassasiyet Kulak kepçesinin öne kıvrılması Şiddetli kulak ağrısı Kronik Mastoidit Belirtileri Kronik otitis media geçiren bir kişide, enfeksiyonun tekrardan arttığı süreçte belirtiler oluşmaktadır. Kulak çevresinde ağrı Sürekli tekrarlayan kulak akıntısı Şiddetli yüksek ateş atakları Tekrarlayan baş ağrıları En sık görülen belirtiler arasındadır.   Mastoidit Çeşitleri Akut ve kronik mastoidit olarak ayrılmaktadır. Akut Mastoidit Çocuklarda çoğunlukla görülen akut orta kulak iltihabı tedavilerinde antibiyotikler kullanılmaktadır. Kullanılan antibiyotiğin yanlış dozda uygulanması, doğru antibiyotik seçiminin yapılmaması ve bakteriyel direnç sonucunda haftalar sonrasında akut mastoidit gözlenmektedir. Kronik Mastoidit Kronik orta kulak iltihabı sürekli geçmeyen bir durum değil, sürekli tekrarlayabilen bir durumdur. Kronik orta kulak iltihabının alevlendiği zamanlarda eş zamanlı belirti gösterebilen kronik mastoidit, erken tanı ve hızlı tedavi gerektiren bir durumdur. Oluşan belirtilere uygulanan tedavi yöntemleri eğer kabul edilebilir seviyede başarıya ulaşmazsa, hasta şikayetleri azalacaktır ancak son dönemde sıklıkla karşımıza çıkan bir durum olan ‘Sessiz Mastoidit’ olarak gözlenecektir. Literatürde ‘Latent Mastoidit’ veya ‘Maskelenmiş Mastoidit’ olarak da isimlendirilebilmektedir. Bu durumda orta kulak boşluğu sağlıklı durumdadır. Bu sebepten dolayı gözden kaçabilen ve ciddi komplikasyonlara sebep olan bir duruma dönüşmektedir. Klinik tedaviden sonra mastoid kavitesinde enflamasyonlara sebep olan durum olarak da adlandırılabilmektedir.   Mastoidit Tedavisi Mastoidit erken tanı ve doğru tedavinin çok önem taşıdığı, hayati risklerin olduğu bir durumdur. Tedavi sırasında hastanede yatış ve damardan antibiyotik tedavisinin uygulanması gereken durumlar olabilmektedir. Orta kulak iltihabına bağlı olarak oluşan bu durumda, ilk olarak orta kulaktaki iltihabı temizlemek için kulak zarına açılabilecek kesi veya kulak zarına takılacak tüp, gerekli durumlarda kullanılabilecek yöntemler arasındadır. Hastaneden çıktıktan sonra ağızdan antibiyotik alımı ile tedavi süreci devam edebilmektedir. Eğer enfeksiyon antibiyotik tedavileri sonucunda azalmıyorsa veya kızarıklık-şişkinlik durumu devam ediyorsa cerrahi müdahale ile enfekte olan doku temizlenir ve apse bölümü boşaltılacaktır.

isitme cihazi kullanim e1692189143826
Blog

İşitme Cihazı Kullanım Süreçleri Nelerdir?

İşitme cihazı tıbbi bir ürün olduğundan cihaz kullanımına başlamadan belirli aşamaların tamamlanması gerekmektedir. İşitme Cihazı Seçim Süreci Cihaz seçimi birçok faktöre bağlıdır. İşitme cihazı tıbbi bir cihazdır, tercih yaparken dikkate alınacak önemli faktörler bulunmaktadır. Cihaz seçimi odyolojik verilere göre yapılır ve uzman kişiler tarafından uyarlanır. Kişinin beklentileri farklı olabilir. Önerilen cihaz beklentileri içermeli ancak temel seçim odyolojik verilere dayanmalıdır. Cihaz seçimi yapılırken işitme kaybı, işitme kaybı alanı, kayıp türü göz önünde bulundurularak tercih yapılır. Bunun yanında çocuk, yaşlı ve ek engellilik durumu olanlar için farklı kriterler ile değerlendirilir. İşitme cihazı bir sistem olduğundan, sistemin uygunluğu açısından konu ele alınır, çünkü sistem değerlendirmesi içinde, teknik donanım ve yeterlilik, kulağın anatomik yapısı, kullanabilme yeteneği, boy, çeşit gibi veriler cihaz seçiminde belirleyici olur. İşitme cihazı uzmanlarımız bireysel ihtiyaçları ve beklentileri göz önüne alarak, ihtiyaca göre teknoloji belirlemektedir. İşitme cihazı seçiminde cihaz modelleri İşitme cihazı seçiminde önemli olan teknik kriterler İşitme Cihazına Alışma Süreci ve BAKIMI İşitme cihazı kullanımı danışmanlık, teşhis ve terapi gerektiren bir üründür. İşitme cihazı uyarlaması duyu organımızın görevini üstlenecek bir sistemdir. Yeni ürünlere karşı vücudumuz tepki gösterir. İşitme cihazı sisteme dahil olana kadar alışma süreci devam eder. Duyma geliştirilen bir yetenektir. Duyma yeteneğinin gelişmesiyle, anlama yeteneği de beraber gelişir. Kaybolan, zayıflayan duyma yeteneğinin gelişmesi için alıştırmaya ihtiyaç vardır. Kişinin durumu, kabiliyeti ve ihtiyacına göre terapi uygulanır. Her soruna karşı farklı alıştırma metotları bulunmaktadır; İlk işitme cihazı kullanıcıları için uzmanlarımız adaptasyon alıştırması vermektedir. Bu süreçte genelde cihaza alışma süreci 4-12 hafta sürmektedir. Duyu organımızın görevini üstlenecek bu sistemi vücudumuza alıştırarak dahil etmek için cihaz kullanımının ilk ayı içerisinde gürültülü ortamlardan uzak durulması tavsiye edilir. Duymak ve anlamak aynı anlama gelmemektedir. Zayıflayan duyma yeteneği ile beraber algılamada sorunlar başlar. Algılamayı geliştirmek için işitme cihazını kullanırken sesli şekilde günde en az yarım saat kitap, dergi, gazete vb. yazılı kaynakların okunması alışma sürecini hızlandıracak ve algılamayı geliştirecektir. Adaptasyon süreci kullanıcıların kişisel istekleri ve cihazdan beklentileri değerlendirilerek uzmanlarımız tarafından oluşturulmaktadır. Alışma sürecinin sonunda kontrol randevusu verilmektedir. Adaptasyon süresini tamamlayan işitme cihazı kullanıcısı bu basamakta artık tecrübelidir. İhtiyaçları daha belirgin hale gelir. Sorunları net olarak aktarabilir. Kullanıcının ihtiyaçları ve beklentilerine yönelik ince uyarlamalar yapılarak işitme cihazından alınacak faydanın maksimuma çıkması hedeflenir. İşitme Cihazı Bakım Süreci İşitme cihazının verimli kullanılmasında bakım süreci önemli yere sahiptir. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte işitme cihazlarının kullanımı daha kolay hale gelmiştir. Modern cihazlarda kullanım süresince oluşabilecek sorunlar tespit edilmiş, çözümler üretilerek işitme cihazlarına yansıtılmıştır. Tüm işitme cihazlarında dikkat edilmesi gereken konular; İşitme cihazı bakım sürecini iki ayrı başlıkta değerlendirebiliriz; Kulak arkası bakım süreci Kulak arkası cihazlarda iletim kalıp ve hortum ile yapılmaktadır. Ses iletimde ciddi öneme sahip olan kulak kalıbında dikkat edilecek konular, hortum değişikliği ve kalıbın temizliğidir. Kalıptan kulak kiri temizlenemiyorsa, hortum sertleşmiş veya kırılmışsa işitme cihazı uzmanınıza başvurunuz. Kulak içi bakım süreci Kulak içi işitme cihazları kulak kirine ve neme karşı hassastırlar. İşitme cihazınızı verimli ve etkili kullanabilmek için kulağınızdan çıkardığınızda yumuşak ve kuru bir bezle temizleyiniz. Cihazınızın içerisinde hassas elektronik parçalar mevcuttur. Bu parçaların koruma görevini işitme cihazınızda bulunan filtre üstlenmektedir. Filtre süzgeç görevi görüp kulak kirinin elektronik parçalara ulaşmasını engellemektedir. Filtre tıkandığı zaman seslerde azalma olur ve alınan verim düşer. Düzenli olarak filtre değişikliğinin yapılması işitme cihazınızda oluşabilecek sorunların önüne geçecektir.

sagirlik
Blog

Sağırlık Nedir?

Kulağa gelen seslerin kısmen veya tamamı ile beyine iletilmesinde aksamaya sebep olan durumların, sonucuna verilen genel isime sağırlık denir. Bu durum tek kulakta veya iki kulakta da olabiliyorken, sebepleri kişiden kişiye değişkenlik gösterebilmektedir. Çoğu işitme kaybı zamanla, yavaş yavaş ilerlemekte, ani bir şekilde fark edilememektedir. Bu yüzden rehabilitasyon veya tedavi süreçlerinin başlaması gecikmekte, buna bağlı olarak da istenilen başarı tam anlamı ile elde edilememektedir.   Sağırlık Nedenleri İşitme kayıpları geçici, kalıcı veya değişken özellikte olabilmektedir ve aynı anda 1 veya 2 kulağı da etkileyebilmektedir. Erken yaşlarda zamanla ilerleyen tipteki işitme kaybı en sık gözüken türde olmasına karşın, sabah uyanıldığında aniden hissedilen akut işitme kaybı da görülebilmektedir. Viral enfeksiyonlar, kronik rahatsızlıklar, travmalar ve türleri en sık görülen sebepler arasındadır.  Bu işitme kayıpları 3 türe ayrılmaktadır.               İletim Tipi İşitme Kaybı; Dış ve orta kulak patolojileri nedeniyle sesin iç kulağa iletimindeki azalmaya klinikte iletim tipi işitme kaybı denmektedir. İletim tipi işitme kayıplarında saf ses ortalaması sıklıkla 60 dB aşmamaktadır. Çocuklarda sıklıkla karşımıza çıkmaktadır.             Sensörinöral Tip İşitme Kaybı İç kulak, koklea, işitsel sinir ve beyin ile ilgili, doğuştan veya sonradan bir travma sonucu meydana gelen hasardan dolayı oluşan işitme kaybı türüdür. Yaşa bağlı, yüksek sese maruz kalma ve genetik aktarım sonucu oluşan bu tip işitme kaybı en sık gözlemlenen türdür.             Mikst Tip İşitme Kaybı İletim tipi işitme kaybı ve sensörörinöral işitme kaybının birlikteliğidir. İç kulağın yanı sıra orta kulak ve/veya dış kulak yolu problemlerine bağlıdır. Sensörinoral işitme kaybına sahip kişilerin bu sırada geçirecekleri bir orta kulak iltihabı veya dış kulak yolundaki buşonun oblitere (tıkanıklık) olması da mikst tip işitme kaybına sebep olacaktır.   Sağırlık Tedavisi Var Mıdır? Her tür işitme kaybı için tedavi mevcuttur. Uygulanacak tedavi yöntemi işitme kaybının çeşidine göre değişiklik göstermektedir. İletim tipi veya mikst tip işitme kayıplarında ilaç ile medikal çözümler denenmektedir. Eğer sorun cerrahi bir yöntemle düzeltilebilecek seviyede ise cerrahi operasyonlar da genellikle bu tip işitme kayıplarında kesin çözüm yolu olarak kullanılabilmektedir.  Sensörinöral tipte olan koklea bazlı veya retrokoklear (işitme merkezleri, işitme siniri, beyin, beyin sapı) sebepli işitme kayıplarında ise herhangi bir ilaç veya cerrahi düzeltme sonucu tamamen iyileşme gerçekleşmez. Burada kullanılacak en net çözüm işitme cihazları ve işitme cihazları yeterli değil ise de koklear veya beyin sapı implantları düşünülmektedir.

isitme cihazi zararli mi
Blog

İşitme Cihazı Zararlı Mıdır?

İşitme kaybı, doğuştan olabileceği gibi yaşamın ilerleyen zamanlarında da gelişebilen ve tüm yaş gruplarını etkileyebilen bir sağlık problemidir. Genetik faktörler, orta kulak enfeksiyonları, yüksek sese maruziyet, yaşa bağlı sinirsel dejenerasyon işitme kaybının sebeplerinden bazılarıdır. Bu sebepler ışığında; işitme kaybı sonucunda işitme uzmanları tarafından uyarlaması yapılan işitme cihazlarının, kişiye faydadan başka bir etkisi olmayacağı ülkemizde ve dünya genelinde işitme cihazıyla ilgili yapılan çalışmalarda otoriteler tarafından açıkça ifade edilmektedir. Ülkemizde işitme kaybı yaşayan birçok kişi “işitme cihazı zararlı mıdır” sorusunu sormaktadır. İşitme cihazının zararları olup olmadığını daha iyi anlayabilmek için öncelikle işitme cihazının kısaca çalışma prensibini bilmek daha faydalı olacaktır. Tüm dijital işitme cihazı modellerinde çevreden gelen sesler mikrofonla toplanır ardından dijital sinyal işlemleyicide kişinin ihtiyaç duyduğu frekans ve ses şiddetine özel işlemleme yapılır, sonrasında hoparlör aracılığıyla uygun ses üretilip kulağa iletilir. Kişinin ihtiyaç duyduğu frekansta, ihtiyaca özel gürlükte üretilen ses sayesinde işitme sağlanmış olur. İşitme cihazı kullanıcıları bu sayede duyma yetisini yeniden kazanarak topluma sağlıklı birer birey olarak dönüş yapmaktadır. İşitme cihazının çalışma süreçleri içerisinde kişiye herhangi bir zararı olmadığı açıkça anlaşılmaktadır. İşitme cihazının kulağı tembelleştirici özellikte olduğu bilgisi de tamamen yanlıştır. Bunun aksine ihtiyaca rağmen işitme cihazı kullanılmazsa normal işitenlerin duyabildiği sesler duyulamaz. İşitme kaybıyla geçirilen süre artıkça işitsel korteks az uyarı aldığı için duyulan sesleri dahi anlamak zorlaşmaktadır. Kişi bu durumu genellikle “duyuyorum ama anlayamıyorum” şeklinde ifade etmektedir. Bu durumu bir örnekle açıklamak gerekirse; herhangi bir uzvun kırılması sonucu alçıya alındıktan sonra alçı açılana kadar kasların erimesi gibi, kullanılmayan organ zamanla körelmeye başlamaktadır. İşitme kaybına rağmen işitme cihazı kullanılmadığı durumda İşitme cihazı kullanımında görülen faydalar Sonuç olarak işitme kaybı sonucunda işitme cihazı kullanımı, işitme kaybının bireyde sebep olacağı olumsuz durumları ortadan kaldırarak normal yaşantısına devam etmesini sağlar. İşitme cihazlarının 7’den 77’ye sağladığı faydalar; işitme kayıplı bireylerin hayatına bir engel değil sağlıklı bireyler olarak devam etmesini sağlayarak hem kesintisiz iletişim hem de rahat bir sosyal hayatın oluşmasına yardımcı olur. Tüm bu bilgiler ışığında işitme cihazlarının zararlı değil, aksine insanlık hizmetine sunulmuş en faydalı tıbbi cihazlardan olduğunu söylemek doğru olacaktır. Si-Ser İşitme Merkezleri sağlıklı günler diler.

presbiakuzi
Blog

Yaşa Bağlı İşitme Kaybı (Presbiakuzi) Nedir?

Presbiakuzi, yaşın ilerlemesiyle doğru orantılı olarak gelişen,  sensörinoral (sinirsel) tipte bir işitme kaybı çeşididir. Konuşmayı ayırt etme skorlarında düşüş gösteren, “duyuyorum ancak anlayamıyorum” şikâyetine en sık rastladığımız ve toplumumuzda en çok görülen işitme kaybı tipidir. Yüksek frekanslara (ince seslere) doğru işitme kaybında artış gözükmesi spesifik bulgular arasında en belirgin olanıdır.   Yaşa Bağlı İşitme Kaybı (Presbiakuzi) Neden Olur? Yaşa bağlı işitme kaybı (Presbiakuzi) oluşumu ve ilerlemesinde kişiye bağlı ve çevresel faktörler önemli yer tutmaktadır ancak yapılan araştırmalar genetik yatkınlığın en belirgin neden olduğu doğrultusunda birleşmektedir. Çevresel faktörler arasında en etkili sebep gürültüdür. Gürültüye karşı kulaklarını koruyabilen bireylerde ileri yaşlarda presbiakuzi görülme oranlarında düşüşe rastlanmaktadır.   Yaşa Bağlı İşitme Kaybı (Presbiakuzi) Çeşitleri Yapılan incelemelere göre 4 farklı yaşa bağlı işitme kaybı (presbiakuzi) çeşidi vardır; -Sensoriyal Presbiakuzi: En sık görülen çeşididir. Genellikle orta yaşlarda başlar ve zaman içerisinde artış gözükebilir. Her iki kulakta da yüksek frekanslara doğru (ince seslerde) artış gözüken işitme kaybı görülür. -Nöral Presbiakuzi: Akustik sinir liflerinde kayıp vardır bu yüzden sadece yüksek frekanslarda değil tüm frekanslarda kayıp olur. En büyük sebebinin genetik yatkınlık olduğu düşünülür. İleri yaşlarda işitme kaybı belirginleşir. -Strial Presbiakuzi:  30-60 yaş aralığında, diğer türlerine göre daha genç yaşlarda görülür. Tüm frekanslarda kayıp oluşturur. Genetik yatkınlığa bağlı olarak oluştuğu düşünülür. Konuşmayı ayırt etme skorlarında düşüş gözlenmez. -Mekanik Presbiakuzi: Kulak zarının esnekliğini kaybederek sertleşmesinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Yüksek frekanslarda kayıp olduğu görülür. Diğer çeşitlere göre daha yavaş ilerler.   Yaşa Bağlı İşitme Kaybı (Presbiakuzi) Belirtileri Presbiakuzinin ana belirtisi yaş ile birlikte ilerleyen ve her iki kulağı da etkileyen işitme kaybıdır. İşitme kaybına özellikle gürültünün de etkisi ile çınlama ve baş dönmesi de eşlik edebilir. Her işitme kaybında olduğu gibi kişinin sosyal aktivitelerini azaltma isteği ve yine buna bağlı depresyon eşlik edebilir. Kişinin genetik olarak da bir demansiyel süreç yatkınlığı var ise bu iki durum da ilişkili olacaktır.   Yaşa Bağlı İşitme Kaybı (Presbiakuzi) Tedavisi Presbiakuzi, sinirsel tipte bir işitme kaybının sonucu olduğu için tedavi edilebilir hastalık değildir. Hastaların işitme düzeylerinin daha iyi duruma getirilmesi ve yaşam kalitesinin arttırılması için işitme cihazları en çok kullanılan rehabilitasyon yöntemidir. Ayrıca konuşmayı ayırt etme skoru çok düşük hastalarda cihaza ek olarak, dudak okuma yetisi kazanmaları ve sosyal aktiviteleri azalmış kişilerin eski sosyal dönemlerine dönmeleri etkili olacaktır.   Yaşa Bağlı İşitme Kaybı (Presbiakuzi) Tanısı Nasıl Konur? Presbiakuzi tanısında hastanın işitme kaybı öyküsü ve çevresel faktörler konusunda bilgi alınması önemli yer tutmaktadır. İşitme kaybına neden olabilecek diğer rahatsızlıkların alınan bilgiler doğrultusunda egale edilmesi gereklidir. Bunlar arasında ototoksik ilaç kullanımı, travma hikayesi gibi durumlar da yer almaktadır.  Özellikle işitme kaybı iyi değerlendirilmelidir. Asimetrik işitme kayıplarında diğer tanılara yönelme düşündürmelidir. İşitme testi ile 250 Hz ve 8000 Hz arasında hava yolu ve kemik yolu işitme eşikleri belirlenir ve konuşmayı ayırt etme skorlarının eklenmesi ile birlikte tanı konulur.

merkezi isitme kaybi
Blog

Merkezi (Santral) İşitme Kaybı

Santral(merkezi) işitme kaybı, beyin sapından başlayarak beyinin her iki yarım küresine kadar olan işitme yollarını kapsayan anatomik bölgelerdeki patolojilere bağlı gelişen bir işitme kaybı türüdür. Geçmiş dönemlerde beynini her iki yarım küresinin primer işitme bölgesinin zarar görmesi sonucunda meydana geldiği düşünülmüştür. 2000 li yıllardan itibaren yapılan bilimsel çalışmalarda bilateral temporal bölge hasarı, her iki beyin yarım kürede temporal lob etrafındaki işitsel yolların hasarı ve buna ek olarak inferior kollikulus, cerebellum(beyincik),internal kapsül, talamik bölgeler, medial geniculate body de meydana gelen patolojilerin merkezi( santral) işitme kaybına neden olabileceği düşünülmektedir. Dış kulak, orta kulak ve iç kulak yapıları yani kulak bileşenleri görevlerini yaparken işitme merkezine gelen sinyallerin çözümlenmesi ile ilgili bir probleme bağlı gelişen bir durumdur. İlk olarak 1970’lerde Santral İşitsel Disfonksiyon Sempozyumu’nda bu ismi almıştır. Yine 1970’li yıllarda Paula Tallal’ın disfazili çocuklarla yaptığı  çalışmaların altında temporal işlemleme bozukluklarının olduğu belirtilmiştir. Fakat ASHA’nın (1996,2005) tanımına göre ;  merkezi işitsel işlemleme bozukluğu yani santral(merkezi)işitme kaybı, normal saf ses odyograma sahip olunmasına karşın, işitsel uyaranın algısal işlemlemesi sırasında ortaya çıkan ve işlemleme sürecinin altında yatan nörobiyolojik aktivitede meydana gelen, çoğunlukla üst düzey dil becerilerine ve iletişim problemlerine yol açan bir bozukluktur. Santral işitme kaybı olan hastalarda etkilenim alanına bağlı olarak; konuşmayı anlama ve takip etmekte, gürültülü ortamlarda dinleme becerilerinde, ses lokalizasyonu ayırımını yapmakta zorluklar yaşanmaktadır. Bunlara ek olarak bozulmuş temporal çözümleme, dikkat dağınıklığı, okuma ve yazma sorunları, akademik başarıda azalma sorunları görülmektedir.   Merkezi (Santral) işitme kaybı nedenleri Santral işitme kaybı nedenleri arasında ;hemisferler arası bağlantınınmsağlandığı korpus kollosumun geç olgunlaşması, beyin sarsıntıları, menejit,tümörler, genetik bozukluklar, epilepsi,kronik otitis media, multile skleroz ve presbiakuzi sayılabilir. Santral işitme kaybının nedenleri genellikle 3 başlık altında incelenmektedir. Gelişimsel: Konjenital veya erken çocukluk dönemindeki edinsel nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan gelişimsel (santral) işitsel işlemleme bozuklukları ileri yaşlara kadar devam edebilir veya zamanla düzelme gösterebilir. Edinsel : Beyin travmaları, serebrovasküler olaylar, tümörler, enfeksiyonlar veya dejeneratif hastalıklar gibi merkez sinir sistemini etkileyen nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar. Sekonder: İşitsel işlemleme Bozukluğu, periferik işitme kaybına bağlı olarak da ortaya çıkabilir.   Merkezi İşitme Kaybı Tedavisi Merkezi işitme kaybı bulunan vakaların, medikal veya cerrahi yöntemlerle direkt olarak bir tedavisi yoktur. Merkezi işitme kaybı olan hastalara bazı yaklaşım metotları bulunmaktadır. Bu yaklaşımların temel amacı, dinleme becerilerinin ve konuşma algısının geliştirilmesine yöneliktir. Re/habiltaitif yaklaşımlar içerinde; işitsel çalışmalar, çevresel düzenlememeler, dil becerilerini geliştirici çalışmalar, işitsel hafıza çalışmaları ve işitsel entegrasyon çalışmalarından oluşur. Etkili bir müdahale, telafi edici stratejiler çevresel düzenlemeler ve direkt müdahaleyi içeren kapsamlı işbirlikçi bir yaklaşımı gerektirir. Telafi edici stratejiler çocuğun veya yetişkinin çevresinde herhangi bir değişiklik yapmadan yalnızca sandalyesinin yerini değiştirerek, kendisini pencereden veya dikkat dağıtıcı seslerden uzakta oturtarak veya konuşurken arkadaşlarından uzakta tutma gibi stratejilerden oluşur. Çevresel düzenlemeler çocuğun ve yetişkinin içinde bulunduğu çevreyi değiştirmeyi, maruz kaldığı akustik sinyali iyileştirmeyi ve sınıfta, işyerinde veya diğer iletişim ortamlarında ihtiyaç duyduğu bilgiye ulaşmasını geliştirmeyi kapsar. Sınıf ortamında arka planda ki gürültünün azaltılarak, dinleme koşullarının daha iyi hale getirilmesine yönelik çevre düzenlemeleri; çocuğun oturma düzeninin ön tarafta bir yere öğretmene yakın olacak şekilde daha iyi işiten(kulaklardan biri daha iyi işitiyorsa) kulağı öğretmenden tarafa gelecek şekilde olmasını ifade eder. FM sistem kullanımı; bu frekans modülasyonu sistem, sesin konuşmacıdan alınarak, dinleyicinin FM alıcısına Radyo dalgaları yolunda üretilmesini sağlayan bir cihazdır. İşitsel işlemleme bozukluğu olan çocuklar arka plan gürültü varlığında dinlemede zorluk yaşarlar. FM sistem uygun bir sinyal gürültü oranında sinyalin gürültüden yüksek olmasını sağlar.   Santral işitme kaybı, oldukça karmaşık bir fonksiyon bozukluğu olarak bilinmesine rağmen erken dönemde fark edilip uygun test yöntemleri ile tanımlandığında ve çocuğun/ yetişkinin tüm yaşam alanları uygun müdahale stratejileri ile düzenlendiğinde kontrol altına alınabilen bir bozukluktur.

Mikst Tip Isitme Kaybi Nedir
Blog

Mikst (Karışık) Tip İşitme Kaybı

İşitme, insanoğlunun varoluşundan itibaren çevresiyle iletişim kurmasını sağlayan en önemli duyularımızdan bir tanesidir. İşitme sayesinde insanlar bebeklik ve çocukluktan itibaren konuşmaya başlar bunun akabinde işitme bireylerin  çevresi ile iletişim kurmasına olanak sağlayan en önemli duyularından biridir. İnsan dışındaki canlı varlıklılarında hayatta kalabilmeleri, varlıklarını sürdürebilmeleri için işitme sistemlerine elzem şekilde ihtiyaçları vardır. Birbirleri ile iletişim kurmaları, avlanmaları, tehlikelerden korunmaları, hatta bazı tektonik hareketlerin meydana gelişlerini dahi çok hassas olan işitme sistemleri ile yaparlar. İşitme; dış ortamda meydana gelen ses dalgalarının insanların reseptör organı olan kulaklar aracılığı ile alınıp, işitme siniri aracılığı ile beyne iletilmesi, dış ortamdan alınmış olan ses dalgalarının beynin ilgili merkezlerinde sentezlenerek yorumlanmasıdır İşitme kaybı; kişinin sahip olduğu işitme duyarlılığının işitme yollarının herhangi birinde meydana gelen patolojiler nedeni ile çevre seslerinin alın(a)maması olarak tanımlanabilir. Bir başka ifade ile İşitme kaybı; bireyin sahip olduğu işitme duyarlılığının onun gelişim, uyum ve özellikle de iletişim becerilerini kazanmasına engel olma durumu olarak da tanımlanabilir. Çok hafif dereceden başlayıp çok ileri dereceye kadar ilerleyen işitme kayıpları, duyusal yoksunluk ile birlikte öğrenme ile sorunlara ve bunun akabinde iletişim becerisinin bozulmasına yol açar.   Mikst Tip İşitme Kaybı Nedir? İşitme kaybı işitsel sistemde meydana gelen patolojinin bulunduğu yerlere göre değişik isimlerde adlandırılmaktadır. Patoloji, dış kulak ve orta kulak bölgesinde bulunan yapılarda meydana gelmiş ise İletim tipi, iç kulak(koklea) ve işitme siniri(8.sinir) üzerinde herhangi bir yerde meydana gelmiş ise Sensöri-nöral tip olarak adlandırılır. Mikst Latincede ‘’karma,karışık’’ anlamına gelmektedir. Adından da anlaşılacağı üzere Mikst tip işitme kaybı karışık işitme kaybı anlamına gelir. Yani hem iletim tipi patolojnin hem de sensörinöral bir patolojinin birlikte cereyan ettiği kompleks bir durumdur. Başka bir deyişle, patoloji dış veya orta kulakla beraber iç kulak (koklea) veya işitme sinirini tutuyorsa mikst tip işitme kaybı olarak tanımlanmaktadır.   Mikst Tip İşitme Kaybı Belirtileri Odyolojik değerlendirmelerde işitme testleri yapılırken temelde hava yolu ve kemik yolu iletimi şeklinde ölçümler yapılır. Hava yolu işitme ölçümünde test yapılan kişiye kulak kepçesi üzerine takılan bir kulaklık aracılığı ile sesler gönderilirken, kemik yolu işitme ölçümünde kulak kepçesinin arka bölgesi mastoit kemik üzerine titreşen bir vibratör aracılığı ile ses gönderilir. İletim tipi işitme kayıplarında ses dış kulak, orta kulak bölgesinden iç kulak aracılığıyla işitme sinirine iletildiği için sadece hava yolu işitme eşiklerinde düşüş gözlenirken, kemik yolu iletimde herhangi bir düşüş gözlenmez. Sensöri-nöral tip işitme kaybında problem iç kulak veya işitme sinirinde olduğu için,  hava yolundan gönderildiğinde işitme eşiklerinde düşüş, kemik yolundan gönderildiğinde de aynı oranda işitme eşiklerinde düşüş gözlenir. Mikst tip işitme kaybında, yukarıda da ifade edildiği üzere her iki işitme kaybını bünyesinde barındırdığı için hem hava yolunda, hem de kemik yolu işitme eşiklerinde düşüş gözlenir. Hava yolu işitime eşikleri kemik yolu işitme eşiklerine oranla bu durumdan daha fazla etkilenme gösterdiği için, her iki değer arasında açıklık diye tabir edilen GAP gözlenir. Örneğin; bir hastada orta kulağında ve iç kulağında problem varsa, hava yolunda gönderilen ses orta kulak bölgesinde ve iç kulak bölgesinde yani iki yerde de dirence maruz kalacaktır. Kemik yolundan gönderilen ses,  dış kulak ve orta kulak bölgesi bypass edilerek iç kulağa gönderildiği için bir kez dirence maruz kalacaktır. Şekil 1 de gösterildiği üzere hava ve kemik eşiklerinde bozulma meydana gelecek, hava yolu daha fazla bozulmuş halde ortaya çıkacaktır. Şekil 1: Mikst tip işitme kaybı örneği   Mikst Tip İşitme Kaybı Nedenleri Mikst tip işitme kaybı nedenleri, aslında çok geniş bir kavramdır. Odyolojik bulgular formuna bakılarak ‘’mikst tip işitme kaybı gözlenmiştir’’ ifadesinin açıklaması; dış kulak kanalından başlayıp işitmenin kortex e kadar uzanan bölgelerdeki patolojilerin kompleks şekilde birleşmesini ifade ediyor. Mikst tip işitme kayıpları genellikle orta kulak patolojilerinin komplikasyonu şeklinde ortaya çıkarken, doğuştan veya sonradan edinilen bir işitme patolojisine ek gelişen, başka bir patolojinin birlikte olduğu bir tablo şeklinde de ortaya çıkmaktadır. Kronik otitis media (KOM), üç aydan daha uzun süreli orta kulak boşluğu ve mastoid hücrelerin kronik enflamasyonu ile beraber sürekli veya tekrarlayan dış kulak kanalına akıntı şeklinde oluşan ve kulak zarının perforasyonu ile karakterize bir hastalıktır. Kronik otitis media kulak zarı ve kemikçiklerde oluşturduğu hasar nedeniyle iletim tipi işitme kaybına neden olur. Bazı kronik otit  vakalarında tiz frekanslarda düşme ile seyreden mikst tip işitme kayıpları görülmektedir. Kemik yolu işitme eşiklerindeki bu düşüşü araştırmacılar yuvarlak pencere membranının yarı geçirgen özelliğinin kronik otitis mediada oluşan toksinlerin iç kulağa geçişini kolaylaştırdığını ve iç kulağın bazal kısmının döngüsünde daha fazla hasara yol açmasıyla ortaya çıktığını belirtmişlerdir. Kronik otitis media ilerlediği zamanlarda mikst tip işitme kaybına dönüşmektedir. Otoskleroz insanlarda görülen orta kulakta bulunan stapes (üzengi) kemiği üzerinde anormal şekilde kemik yapılaşması sonucu gelişen, genellikle iletim tipi işitme kaybı yapan bir hastalıktır. Bu hastalık iç kulak diye tabir edilen kokleanın edosteal tabakasına yayıldığında ise iletim tipi işitme kaybına ek sensörinöral tip işitme kaybı da eklenerek tablo mikst tip işitme kaybı şekline dönmektedir. Yaşlılığa bağlı işitme kayıpları presbiakuzi diye adlandırılır ve sensörinöral tip işitme kaybı şeklinde ortaya çıkmaktadır. Hastada mevcut bulunan presbiakuziye ek olarak meydana gelebilecek orta kulak enfeksiyonu ile birlikte bir iletim tipi işitme kaybı da oluşur ki bu tür durumlarda da Mikst tip işitme kaybı ortaya çıkar. Orta kulak enfeksiyonu tedavisi ile birlikte iletim tipi işitme kaybı ortadan kalkarak sensörinöral tip işitme kaybı devam etmektedir.   Mikst tip işitme kaybı yapan hastalıklarİletim tipi kayıp yapan hastalıklar Dış kulak kaynaklı hastalıklar Kulak kiri (buşon), Dış kulak yolunda yabancı cisim (kulak çöpü pamuğu, kalem arkası silgisi, vb) Kulak kepçesi yokluğu ya da doğuştan şekil bozukluğu, Dış kulak yolunun doğumsal kapalı olması, Dış kulak yolu iltihapları, Dış kulak yolu tümörleri. Orta kulak kaynaklı hastalıklar kulak zarı delinmesi, Kulak zarı arkasında sıvı birikimi, Orta kulak iltihapları, Orta kulak kemikçiklerinde kireçlenme, Travma (kafa kemiği kırıkları, kemikçik hasarlanmaları, zar yırtılması vb), Kolesteatom, Orta kulak tümörleri, Metabolik ve sistemik hastalıklar, Genetik geçişli hastalıklar. Sensörinöral tip işitme kaybı yapan hastalıklar İç kulak iltihabı, Enfeksiyonlar (kabakulak, kızamıkçık vb), Kulak ve kafa travmaları, Yüksek sese maruz kalma, İç kulağa zararlı (ototoksik) maddeler ve ilaçlar (kemoterapi ilaçları vb), Yaşlılığa bağlı. Meniere hastalığı (işitme kaybı ile birlikte baş dönmesi, uğultu olması), İşitme siniri tümörleri, Sistemik hastalıklar (diyabet, tiroid hastalıkları vb), Bebeklerde  gebelikte annenin geçirdiği bazı hastalıklar, Bebeklerde gebelikte kullanılan bazı ilaçlar, Sorunlu doğumlar (Erken doğum, doğum sırasında oksijensiz kalma vb), Yenidoğanda yüksek sarılık olması, Genetik.

fonksiyonel isitme kaybi
Blog

Fonksiyonel İşitme Kayıpları

Fonksiyonel işitme kaybı nedir? Fonksiyonel işitme kaybı, bilinen herhangi bir işitsel patoloji olmamasına rağmen kişinin bilinçli veya bilinçsiz şekilde işitme kaybı varlığına inanması veya kendisini diğer kişilere karşı inandırmaya çalışmasına sonucu gelişen bir davranıştır.  Başka bir ifade ile İşitme kaybı işitme organları üzerindeki herhangi bir bozulma veya patoloji ‘’organik’’ olarak adlandırılmakta olup, herhangi bir organik işitme kaybı tanımlanamıyorsa bu durum nonorganik işitme kaybı veya Fonksiyonel işitme kaybı olarak da adlandırılmaktadır. Fonksiyonel işitme kaybı, odyometrik tutarsızlıkların tıbbi koşullarla açıklanamadığı odyometrik sonuçlarda test içinde veya testler arasındaki tutarsızlıkların varlığı olarak da tanımlanabilir.   Fonksiyonel İşitme Kaybı Nedenleri Nelerdir? Odyoloji kliniklerine giden her hasta yapılan testlere tam olarak koopere olamamaktadır. Bu durum hastanın test prosedürünü anlayamamasından, o gün motivasyonun düşük olmasından, fiziksel veya duygusal olarak tepki vermemesinden, bir engeli gizlemek istemesinden veya bazı pskolojik rahatsızlıklardan muzdarip olduğu için koopere  olamayabilmektedir. Kooperasyon bozukluğu ile fonksiyonel işitme kayıpları birbirine çokça karıştırılmaktadır. Bu gibi durumlarda diğer işitme kaybı nedenleri elendikten sonra hastaya bu tanı konulmalıdır. Fonksiyonel işitme kayıpları nedenleri yetişkinlerde ve çocuklarda farklı durumlarda ortaya çıkabilmektedir. Yetişkinlerde bir dizi faktör, bazı kişileri ya var olmayan bir işitme kaybı gibi davranmaya ya da gerçek bir işitme kaybının abartmaya teşvik edebilmektedir. Bu faktörlerden birisi finansal kazanç sağlamaya yönelik maddi çıkar ilişkisidir. Kişiler kendilerinde oluşturabileceklerine inandırdıkları işitme kaybı teşhisi ile malulen emeklilik sosyal haklardan yararlanma gibi etik olmayan davranışlarda bulunmaktadır. Bunun yanında işitme kaybına bağlı alacakları raporlar ile askerden muafiyet, çalıştıkları iş yerlerinde daha rahat birimlerde çalışma düşüncesi, adli durumlarda veya trafik kazalarında mevcut durumlarını daha kötü göstermek istemelerinden dolayı yetişkin bireylerde fonksiyonel işitme kaybı tanısı konulmaktadır.   Fonsiyonel işitme kayıplı kişilerin genel özellikleri Kişinin gözlemlenebilen psikiyatrik bozukluğu olabilir. Dudak okumak için çaba göstermez. Duymak içinse abartılı çaba gösterirler. Bekleme salonunda ki davranışları tipiktir. İşitme kaybı olan kişi adının okunmasını pür dikkat dinlerken fonksiyonel işitme kaybı olanlar rahattır. Yüksek ses şiddetinde ve bağırarak konuşurlar. Karşı taraftaki kişiyi yazmaya yönlendirecek kadar dudak okumada beceriksiz davranışlar. Fonksiyonel işitme kayıplı bireylerin artikülasyonları son derece iyidir. Konuşmada ve sesinde değişiklik olmaz. Oysa normalde beklenen işitme kaybının derecesi arttıkça artikülasyonun da giderek bozulmasıdır. Ayrıntılı anamnezinde organik bir nedenin olmaması. Hastanın uyumsuz davranışları olur, test sonuçları da hareketleri de değişkendir. (Odyolojide Temel Kavramlar ve Yaklaşımlar, Mehmet GÜndüz, Hayriye Karabulut, Editör, Ankara Nobel Tıp Kitabevi, Ankara, ss.279, 2015)   Çocuklarda görülen fonksiyonel işitme kayıplarının temelinde genellikle aile veya okul çevresi ile ilgi nedenlere bağlı olarak gelişen bilinçaltındaki psikolojik savunma mekanizmaları yatar.  Çocuklarda genellikle eğitim ve okul başarısı ile ilgili problemler, aile içerinde meydana gelen çatışmalar ilk sıralarda yer almaktadır. İhmal ve istismar vakalarında çocuklarda fonksiyonel işitme kaybı oluşturduğu durumlarda bildirilmiştir. İşitme kayıplı bir arkadaşına gösterilen ilgiyi gören bazı çocuklarda da aynı ilginin kendi üzerlerinde de yoğunlaşması için bu tür davranışlar içerisine girmektedirler. Çocuğun yaşamındaki bazı durumlar işitme kaybının fonsiyonel olabileceğinin göstergesi olabilir; Geçmişte yaşamış olduğu kulakla ilgili problemler(otitis externa/media) Yakın zaman yer değiştime Zayıf akran ilişkisi Yeni bir okula geçme Son zamanlarda okul başarısında düşme Anne,baba ve diğer aile üyeleriyle zayıf ilişkiler Ailesel yetersizlikler Aileye yeni bebeğin katılması Ailede yeni bir ölüm olayı olması İlgi isteği Anne baba boşanması Evlat edinilme (Belgin, E., & Şahlı, A. S. (2015). Temel odyoloji. Baskı. Ankara, Güneş Tıp Yayınevi, ss 335-336). Fonksiyonel İşitme Kaybı Testleri Fonksiyonel işitme kayıplarının tanısında bir çok test metodu kullanılmaktadır. Bu testler en basit şekli ile safses odyometri testi ve konuşma odyometresi testlerinde başlayarak daha detaylı şeklinde elektrofizyolojik ölçümler diye adlandırdığımız hastanın herhangi bir cevabına bağlı kalınmadan yapılan; ABR,ASSR,Otoakustik emisyon ölçümleri, Kortikal yanıtlar başta olmak üzere bir çok test yöntemi mevcuttur. Fonksiyoel işitme kayıplı bireyler çok profesyonel olmadıkları için genellikle odyometri testinde kendilerini göstermektedir. Tecrübeli bir odyolog veya odyometrist, değişkenlik gösteren işitme eşikleri, konuşma testleri ve işitme eşiklerindeki uyumsuzluktan dolayı aklında fonksiyonel işitme kaybı kanısı uyandırmaktadır. Konunun başındada belirttiğimiz üzere teste bir nedenden dolayı koopere olmayan hasta ile fonksiyonel işitme kayıplı hastalar birbirinden iyice irdelenmelidir. Bu tür hasta gruplarının temel belirtisi; Farklı zamanlarda yapılan işitme testleri arasında uyumsuzluk, Konuşmayı alma eşiği ile safses odyometri testi arasında uyumsuzluk Odyometri testi sonucunun immitansmetrik testler ile uyumsuz olması İşitme testlerine hastanun geç cevap vermesi Hastada test esnasında kaygı bozukluğu ve panik hali oluşması Bir an önce işitme testini bitirmek istemeleri Birebirde konuşma uyaranlarına yanıt vermemesi gibi durumlar fonsiyonel işitme kaybı şüphesi oluşturmaktadır.   Organik bir işitme kaybı tanıl(a)mayan hastalara Fonksiyonel işitme kayıplarında spesifik testler uygulanmaktadır. STENGER TESTİ; Stenger testi, aynı frekanstaki iki tonun aynı anda her iki kulağa verildiğinde, sadece daha yüksek tonların algılandığı Stenger prensibine dayanmaktadır.     Normal işitme: Normal işitmesi olan kişiye bir kulağa 10 dB HL ses ve diğer kulağa 40 dB HL ses verildiğinde kişi yalnızca sinyali daha güçlü duyduğu sesin yani sesin daha yüksek olduğu kulaktaki tonu fark edecektir. Bilateral işitme kaybı: Bir kişinin her iki kulağında da 30 dB’lik bir işitme kaybı varsa, bir kulağa 40 dB HL ses ve diğer kulağa 70 dB’lik bir ses verildiğinde, kişi sinyalin daha güçlü olduğu kulaktaki sesi algılayacaktır. Kötü kulak eşiği gerçekse, hasta cevap verecektir, çünkü kötü kulaktaki ses duyulmasa da, iyi kulaktaki ses hala duyulabilir. Bu negatif bir Stenger’dır ve işitme kaybını doğrulamaktadır. Buna karşılık, eğer kötü kulakta işitme aslında normalse ve hasta gerçeği gizliyorsa, hasta sadece kötü kulaktaki sesi duyacak ve cevap vermeyecektir. İyi kulaktaki sinyal algılanmaz, çünkü kötü kulaktaki sinyal daha güçlüdür ve daha yüksek olmaktadır. Hasta yanıt vermemeyi seçerek işitmeyi reddetmektedir. Bu pozitif bir Stenger’dır, yani kötü kulaktaki işitme, iddia edilen eşikten önemli ölçüde daha iyi bir eşiğe sahiptir. DAF (DELAYED AUDİTORY FEEDBACK): Testi konuşma üretiminde işitsel geribildirimin rolünü incelemek için kişiye kendi sesinin gecikmeli olarak dinletilmesidir. (130-150 ms gecikme) Lombard Test: kişiye okuması için bir metin verililir. İşitme kayıplı birey okuma yaptığı esnada kulaklarına gürültü verildiğinde o gürültüyü duymayacağı için kendi ses tonunu yükseltmez. Kişinin kendi sesinde yükselme olursa işitmesinin normal olduğu veya işitme eşiğinin üzerindeki  bir seviyede olduğu anlaşılır. STORY (HİKAYE) TEST: Hikaye testleri, tek taraflı yalancı işitme kayıplarını doğrulamak için kullanılmaya başlanmıştır. Bu testte bir hikayenin bazı bölümleri iyi kulağa, bazı bölümleri diğer kulağa dönüşümlü olarak verilir ve yine diğer bölümler eş zamanlı olarak her iki kulağa gönderilmektedir. Kötü kulağa giden sinyal, söz konusu eşiğin 10 dB altında tutulmakta ve sinyal, daha

kulak kiri
Blog

Kulak Kiri (Buşon) Neden Olur? Kulak Kiri Nasıl Temizlenir?

Kulak Kiri Belirtileri Kulak kirine sebep olan salgı koruyucu bir tabaka oluşturduğu için faydalıdır. Ancak fazla olduğu zamanlarda kulağı tıkayıp çeşitli şikâyetlere sebep olabilir. Geçici işitme kaybı Kulakta oluşan dolgunluk hissi Ağrı Kaşıntı Uğultu Çınlama Bu şikâyetlere sahip kişilerin tanı için bir kulak burun boğaz hekimine başvurması gerekir. Otoskopik muayene sonucunda kulak kiri görülmesi tanının konması için yeterlidir.   Kulak Kiri Neden Olur? Kulak kiri, dış kulak yolunda salgılanan sıvının, dışarıdan giren toz ve kum parçalarını tutarak biriktirmesiyle oluşur. Doğal bir yapı ile bu sıvı kulak kepçesine doğru yavaş yavaş ilerleyerek kurur ve sonrasında düşer. Dış kulak yolunun şekli ve yapısı nedeniyle bazı durumlarda kulak kiri dışarı atılamaz ve dışarıdan sert bir cisim ile temizleme amaçlı müdahaleler, kiri temizlemek yerine, kulak kirinin tıkanıklığına ve kulak zarına doğru hareket ettirilmesine sebep olur.   Kulak Kiri Nasıl Temizlenir? Kulak kendi kendini temizleyebilme özelliğine sahiptir. Kulak zarından kulak kepçesine doğru, kulaktaki deri artıkları ve diğer birikintiler yavaş yavaş itilmesi ile bu gerçekleşir. Kişinin sert bir cisimle kulağı temizlemeye çalışması hem ince olan deriye zarar verecek hem de olan kiri derine doğru ittirecektir. Bu gibi durumlarda kulak kiri dışarı atılamaz ve tıkanıklığa sebep olabilir.  Uzun süredir kulaktan atılamamış ve içerde sertleşmiş kulak kirleri için farklı temizleme yöntemleri bulunmaktadır. Bu yöntemler hem kirin durumuna hem de başvurulan sağlık kuruluşundaki hekimlerin kullanacakları temizleme şekillerine göre değişiklik gösterebilmektedir.

meniere hastaligi
Blog

Meniere Hastalığı

Meniere Nedir?  İç kulak tansiyonu diye de adlandırılan Meniere, baş dönmesi, kulak çınlaması ve işitme kaybıyla  ortaya çıkan iç kulak rahatsızlığıdır. Hastalar, genellikle birkaç dakikayla başlayıp saatler süren kulak  çınlaması şikayetiyle uzmana başvurur. Bu hastalık erkeklere oranla 45 yaş üstü kadın hastalarda daha sık görülür.  Meniere Hastalığının Nedenleri  Menierenin neden olduğu hakkında kesin bir sonuç yoktur. İç kulakta oluşan yoğun sıvıyla oluşur  fakat bu sıvının nasıl oluştuğu konusunda herhangi bir bilgi yoktur. Bu hastalık genetik kaynaklı veya  alerji kaynaklı olabilir.  Menierenin Başlıca Belirtileri  Kulak çınlamasına bağlı baş dönmesi: Kişi sürekli kulağının çınladığını ve başının döndüğünü  gözlemliyorsa ve bu bulgular yaşam kalitesini etkileyecek düzeye gelmişse doktorunu  başvurmalıdır.   Kulak uğultusu: Şiddetli biçimde ve uzun süre devam eden kulak uğultusu, meniere  hastalığının belirtileri arasında yer alır.   İşitme Kaybı: Kişi zaman zaman işitme kaybı yaşar ve zaman geçtikçe bu durum kalıcı hale  gelir.  Tinnitus: Tıp terimiyle tinnitus yani kulakta dolgunluk hissi, kişiden kişiye değişen bir  belirtidir.  Bu belirtiler kişiden kişiye göre farklılık gösterir. Tanının konulması için, kişinin yaşam öyküsü ve  bulgular dikkate alınır. Bulguların yanı sıra meniere tanısını koymak için kişinin stresli yaşamının  bulunup bulunmaması önemli ölçüde etkilidir. Yukarıda belirtilen şikayetler meniere hastalığının   yaygın görülen belirtileridir. Bunların dışında, baş ağrısı, kusma gibi şikayetler de bu hastalığın  habercisi olabilir.  Meniere Hastalığının Tedavisi Mümkün mü?  Meniere hastalığının tedavi edilmesi için belli başlı yöntemler vardır fakat hala kesin çözüm  bulunamamıştır. Bunun üzerine yapılan çalışmalar günümüzde devam etmektedir. En etkili yöntem,  verilen ilaçları kullanmak ve beslenme düzeninizi, yaşam tarzınızı değiştirmek olacaktır. Ameliyat,  kesin bir çözüm sunmamakta.   Meniere Hastalığında Tedavi Yöntemleri  Doktorunuzun meniere teşhisi koyması durumunda hastalığın şiddetine göre bir tedavi yöntemi  belirlenir.   Beslenme Düzeni ve Stressiz Yaşam  Beslenme düzeni ve stres meniere hastalığının tetikleyicileri arasında yer alır. Doktorunuzun  tavsiyesiyle yeni bir beslenme şekli oluşturmak şikayetlerinizi önemli ölçüde azaltır. Kafein, aşırı tuz  tüketimi, sigara gibi unsurlar menierinin artmasına neden olur. Hareketsiz bir yaşam, çoğu  rahatsızlığın başlıca nedenleri olduğu gibi meniere hastalığının da nedenleri arasındadır. Bu  doğrultuda hareket etmek, ufak yürüyüşler, hafif egzersizler yapmak stresi azaltacağı gibi  şikayetlerinizin de azalmasını sağlayacaktır. Kendinizi yormayacak, zihninizi rahatlatacak aktiviteler  yapmak yaşam kalitenize yükseltir. Yoga, meditasyon, açık havada kısa yürüyüşler tavsiye edilebilir.  Medikal Tedavi  Medikal tedavi, ilaçla yapılan tedavi yöntemidir. Doktor, uygun gördüğü koşulda ilaç reçetelendirir ve  tedaviye bu şekilde başlanır. Meniere tedavisinde kullanılacak bazı ilaçlar; Vertiserc, Diazepam gibi  ilaçlardır.  Meniere Ameliyatı (Cerrahi Tedavi)  Meniere hastalığında ameliyat, son çare olarak görülür. Yukarıda belirtilen tedavi yöntemlerinin  sonuç vermeyeceği anlaşılırsa doktor ameliyatla tedaviyi uygun görebilir fakat ameliyatın kesin sonuç  vereceği belli değildir. Bunun üzerine çalışmalar hala devam etmektedir.   Meniere Hastalığında Dikkat Edilmesi Gerekenler  Bu hastalıktan muzdarip kişilerin tek başına araba kullanmaması önerilmektedir. Baş dönmesi  atağının ne zaman ve ne şiddetle geleceği belirsiz olduğundan herhangi bir kazaya yol açabilir.  Doktorlar, aşırı basıncın hastaya zarar verebilme ihtimalinden dolayı hastaların uçakla seyahat  etmesini de doğru bulmamakta. Sigara kullanımı da meniere de dikkat edilmesi gereken önemli   unsurlardan bir tanesi. Aşırı sigara, tuz, çay ve içerisinde kafein bulunduran herhangi bir besini  tüketmemek semptomları azaltacağı için bunlara dikkat etmek hastanın yararına olacaktır. 

Scroll to Top