Yazar adı: Editör Odyolog

Dijital Isitme Cihazi Nedir
Blog

Dijital İşitme Cihazı Nedir? Avantajları Nelerdir?

Dijital İşitme Cihazı Nedir? Dijital işitme cihazları dış dünyadan aldığı sesleri analogdan dijitale çevirerek işleyen işitme cihazlarına verilen genel addır. Günümüzde kullanılan işitme cihazlarının neredeyse tamamı dijital işitme cihazları grubundadır. Geçmiş dönemde işitme cihazlarının içerisinde çip, yani dijital sinyal işleyici bulunmamaktaydı ve bu dönemde üretilen işitme cihazları analog işitme cihazları olarak geçmekteydi. Ancak teknolojinin ilerlemesi ve dünya genelinde yayılmasıyla işitme cihazları da dijital devrelere sahip oldular ve bu sayede dijital işitme cihazı dönemi başlamış oldu. Dijital İşitme Cihazı Avantajları İşitme cihazlarının gelişiminde dijital işitme cihazlarının önemini ve avantajlarını örnekleyerek anlatmak gerekirse; geçmişte kullandığımız tuşlu telefonlara nazaran günümüzdeki dokunmatik telefonların sağladığı avantaj ve kolaylıklar gibi olduğunu belirtebiliriz. Çok daha teknolojik, çok daha rahat kullanımlı ve faydası çok daha yüksek bir cihaz grubu olan dijital işitme cihazlarının avantajları şu şekilde sıralanabilir. Dijital İşitme Cihazı Dezavantajları Dijital işitme cihazları analog işitme cihazları ile kıyaslandığında üzerinde durulabilecek bir dezavantajı olduğunu söylemek çok zor:) Analog dönemdeki büyük, gürültülü ve kullanıcı memnuniyeti düşük olan işitme cihazlarından daha küçük, daha net, daha özellikte olan dijital işitme cihazlarına geçiş yapıldığında neredeyse tüm konularda avantaj sağlar. Dijital İşitme Cihazı Nasıl Ayarlanır? Dijital işitme cihazları, analog işitme cihazları gibi cihaz üzerinden değil; bir bilgisayar yardımıyla program üzerinden ayarlanır. Her işitme cihazı firmasının geliştirmiş olduğu uyarlama programları sayesinde, bilgisayara bağlanan işitme cihazı üzerinde neredeyse sonsuz sayıda değişik işlem gerçekleştirilebilir. Bir uyarlama aygıtı (Hi-Pro) ile bilgisayar ve işitme cihazı arasındaki bağlantı kurulduktan sonra bilgisayar üzerinde gerçekleştirilen işlemler işitme cihazı içerisinde kaydedilir. İşitme cihazının ayarlanması sırasında cihaz kullanıcının kulağındadır ve yapılan değişiklikler doğrultusunda oluşan sesi duyabilir. Bu sayede memnun olduğu ve olmadığı durumları uyarlayıcıya belirterek en rahat duyabileceği şekilde işitme cihazının ayarlanmasını sağlayabilir. Dijital İşitme Cihazı Çeşitleri Dijital işitme cihazları genel olarak hava yolu işitme cihazları ve kemik yolu işitme cihazları olarak 2’ye ayrılırlar. Kemik Yolu Dijital İşitme Cihazları Kemik yoluna yerleştirilen bir kemik vibratörün mastoid kemiği titreştirmesi ile seslerin iç kulağa iletilmesi prensibiyle çalışırlar. Geçmiş dönemde kemik yolu işitme cihazları sadece analog olarak üretilirken günümüzde dijital olarak üretilmektedirler. Hava Yolu Dijital İşitme Cihazları Kulak kanalından sesleri ileten işitme cihazlarına verilen genel isimdir. Kulak arkası (BTE), kulak içi (ITE, ITC, CIC, IIC), hoparlörü kulak içinde (RIC-RIE) ve dönüştürücüler kulak içinde (TIE) olmak üzere 4 farklı kategoride cihazlar bulunmaktadır. Dijital İşitme Cihazı Fiyatları Dijital işitme cihazları, günümüzde işitme cihazı ihtiyacı durumunda temin edilebilecek tek cihaz grubudur. Analog işitme cihazları üretilmediği ve satılmadığı için, dijital işitme cihazlarıyla fiyatları karşılaştırılamamaktadır. Günümüz itibarıyla farklı özelliklere sahip işitme cihazları 4.000 TL ile 25.000 TL arasında değişen fiyatlara sahiptirler. Detaylı bilgi için ‘İşitme Cihazı Fiyatları’ yazımızdan okuma gerçekleştirebilirsiniz. Si-Ser sağlıklı günler diler.

Isitme Cihazi Nedir
Blog

İşitme Cihazı Nedir?

İşitme cihazı, bilinirliği ülkemizde istenilen seviyede olmayan ancak işitme kayıplarının rehabilitasyonunda kullanım oranı en yüksek olan tıbbi cihazlar olarak tanımlanabilir. İşitme kaybı yaşayan, çevresinde işitme kayıplı bireyler olan birçok kişi işitme cihazıyla ilgili yeterli bilgiye sahip değil, bu sebeple ‘İşitme cihazı nedir?’ sorusu da sıkça sorulan ve cevabı ülkemizde net olarak bilinmeyen sorulardan birisi. İşitme cihazı, işitmesinde kayıp olan bireylerin çevredeki tüm sesleri normal seviyede duyması için geliştirilmiş cihazlara verilen genel isimdir. Buradaki tek istisna durum, total (tamamen) işitme kaybı yaşayan bireylere uygulanan koklear implant uygulamasıdır. Koklear implantları ayrı bir sınıfta inceleyecek olursak, işitmenin normalleştirilmesi için kullanılan tüm cihazlara işitme cihazı diyebiliriz. İnsanlık tarih boyunca işitme kaybı yaşamış ve çok eski dönemlerde ellerini kulağının arkasına götürerek sesleri daha normal seviyede almaya çalışmışlardır. Yılların ve teknolojinin ilerlemesi ile çok daha gelişmiş işitme cihazları geliştirilmiş ve insanlığın hizmetine sunulmuştur. Genel çalışma mantığı olarak dışarıdaki sesleri Mikrofon yardımıyla toplayan işitme cihazları, içlerindeki Dijital Sinyal İşlemleyici (DSP) ile kişinin işitme kaybına uygun şekilde işlemler ve sonrasında Hoparlör yardımıyla sesi tekrar üreterek kulağa gönderirler. Buradaki esas nokta; işitme cihazının kişiye özel bir cihaz olmasıdır. Sesleri kişinin işitme kaybına göre işlemleyip düzelterek yeniden oluşturan işitme cihazları kişiye özel fayda sağlamak üzerine uygulanan cihazlardır. İşitme cihazlarının ülkemizdeki bilinirliği ve algısı ne yazık ki istenilen düzeyde değil. Tüm dünyada işitme kaybı denildiğinde ilk akla gelen şey işitme cihazı iken ülkemizde işitme cihazı çok sevilen bir şey değil. Bunun sebepleri arasında geçmişte yapılan yanlış uygulamalar ve kullanılan eksik-yetersiz teknoloji ile uygun uzman eksikliğiydi. Ancak günümüzde işitme alanındaki tüm gelişmelerin ülkemizde de üst seviyelere çıktığını göz önünde bulundurursak, işitme cihazı ve işitme cihazı uygulamasının işitme kayıplarında başvurulacak ilk yol olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. İşitme Cihazı Kimlere Önerilir? İşitme cihazları, çok hafif dereceli olarak nitelendirilen işitme kayıpları ve total olarak nitelendirilen işitme kayıpları haricindeki tüm işitme kayıplarında önerilir. Doğumdan sonraki 2. aydan itibaren, yaş sınırı olmaksızın tüm yaş gruplarında kullanılması önerilir. İşitme cihazı önerilecek kişilerde işitme kaybının var olması temel şart iken, işitme cihazı kullanılıp kullanılamayacağını belirleyen ek durumlar da vardır. İşitme Kaybı Dereceleri İşitmenin normal sınırları 0 – 25 dB aralığıdır. Bir bireyde işitme eşiklerinin 25 dB üzerine çıkması işitme kaybı oluştuğunu göstermektedir. Dereceleri yönünden işitme kayıplarını değerlendirdiğimizde hafif, orta, ileri, çok ileri ve total olmak üzere farklı seviyelerde meydana geldiğini belirtebiliriz. İşitme Cihazı Pili İşitme cihazları, elektronik cihazlar oldukları için enerjiye ihtiyaç duyarlar ve bu enerjiyi piller ile sağlarlar. Son dönemde geliştirilen şarjlı cihazlar olsa dahi işitme cihazı sektörünün büyük çoğunluğunu kullan-at pillerle çalışan işitme cihazları oluşturmaktadır. İşitme cihazları için üretilen 4 pil modeli vardır: İşitme Cihazları Nasıl Çalışır? İşitme cihazları için, tamamen dijital altyapı ile çalışan mini birer bilgisayar diyebiliriz. 20 yılı aşkın süredir tamamen dijitalize olmuş olan işitme cihazları dış dünyadan almış olduğu sesleri analogdan dijitale çevirerek işlemekte ve bu sayede işitme kaybına tamamen uygun sesler üretebilmektedir. İşitme cihazlarının iç yapısına baktığımızda sesin alınması, işlemlenmesi ve üretilmesi için üç ana parça bulundurduğunu söyleyebiliriz.  Mikrofon, dijital sinyal işlemleyici ve hoparlör bu ses döngüsünün oluşmasını sağlayan temel parçalardır. İşitme cihazları mikrofonlar sayesinde dış ortamdaki sesleri alırlar ve alınan ses dijitalden analoga dönüştürücüler ile dönüştürülür. Dijital veri haline gelmiş olan ses dijital sinyal işlemleyicide kullanıcının işitme kaybı verileri doğrultusunda işlemlenir, işlenmiş olan sesler hoparlöre gönderilir ve hoparlöre ulaşmadan önce dijitalden analoga dönüştürücüler ile dönüştürülür. Analog ses bilgisini alan hoparlör kendisine gelen bilgi doğrultusunda sesleri üreterek kulağa gönderir. İşitme Cihazları Zararlı mı? İşitme cihazları; işitme kayıplarının rehabilitasyonunda kullanılan, işitme kaybının ilerlemesini azaltıcı ya da durdurucu özelliği olan tıbbi cihazlardır. İşitme cihazlarının zararlı ya da kulağı tembelleştirici özellikte olduğu yönündeki bilgiler ise tamamı ile yanlıştır. İşitme kaybı durumunda bireye zarar verecek olan durum, vücudun desteğe ihtiyaç duyduğu işitme kaybı halinde o desteği vermemek olacaktır. Öyle ki işitme cihazı kullanılmaması durumunda işitme kaybı kötüleşebilir ancak bundan daha da önemli olan durum ise işitme kaybı ile beraber konuşmayı algılama skorlarının da hızla düşüşe geçecek olmasıdır. Sesleri duyamadığımız durumda beyin seslerden uzak kalmakta ve bu sebeple iletişimin temel araçlarından olan anlama/algılama fonksiyonu giderek kötüleşmektedir. Bu sebeple işitme cihazı kullanımı hem işitme kaybının kötüleşmesi hem de işitme kaybının beraberinde getirdiği sorunların artmaması için hayati derecede önemlidir. Özetlemek gerekirse; işitme cihazları zararlı olmanın aksine işitme işitme kayıplı bireylerin en büyük dostlarıdırlar. İşitme Cihazı Fiyatları İşitme cihazları çok farklı teknolojik özelliklere ve farklı imkanlara sahip olarak birbirinden ayrılmaktadır. Hem bu sebeple hem de 20’den fazla işitme cihazı markası bulunması sebebiyle işitme cihazlarının fiyatları da çokça farklılık göstermektedir. Günümüz itibariyle bakarsak 10 bin liradan 75 bin liraya kadar farklı fiyat aralıklarında işitme cihazları olduğunu söyleyebiliriz. Peki, işitme cihazları fiyatları arasında bu kadar fazla fark olmasının temelinde ne yatıyor? Yazımızın yukarıda kalan kısmında işitme cihazlarının teknolojik birer aygıt olduklarını belirtmiştik. Teknolojinin her alanında olduğu gibi işitme cihazlarında da farklı teknolojiler, farklı yazılımlar ve farklı materyaller kullanılmaktadır. Sadece farklı işitme cihazı markaları arasında değil aynı markanın farklı ürün grupları arasında bile çok farklı fiyat skalaları bulunmaktadır. Bu durumu birkaç yönden ele almak gerekirse;

Koklea Nedir
Blog

Koklea Nedir? Görevi Nelerdir?

Koklea, iç kulağımızda yer alan ve esas duyma organımız olan corti organını içerisinde barındıran yapıdır. Kulak; dış, orta ve iç kulak olmak üzere 3 kısımdan oluşur. Dış kulakta kulak kepçesi ve dış kulak yolu yer alırken; orta kulakta kulak zarı, çekiç-örs-üzengi kemikçikleri, östaki tüpü ve timpanik kavite yer alır. İç kulakta ise semisirküler(yarım daire) kanalları, vestibül ve koklea yer alır. Koklea, kıvrımlı şeklinden dolayı salyangozdan türemiş bir isim olarak adlandırılmıştır. 2,5 ila 2,75 tur atmış bir salyongaza benzeyen bir yapıdır. Skala vestibüli, skala media ve skala timpani olarak 3 kısımdan oluşur. Kokleanın ortasında bulunan skala media içerisinde bulunan corti organı sesleri algılamamızı sağlayan ana yapıdır.  Kokleanın ortasında kalan skala medianın taban kısmında reissner membran, reissner membranın üstünde korti organı ve onun da üzerinde tektorial membran bulunur. Koklea içerisine sesin girmesi ve kokleanın hareketlenmesi sonucunda corti organı ve tektorial membran da hareketlenir, bu da seslerin corti organı tarafından alınmasını sağlar. Skala vestibüli ve skala timpani, perilenf sıvısını barındırırken skala media içerisinde endolenf sıvısı bulunur. Pozitif yüklü iyonların bulunduğu endolenf sıvısı, normal durumda negatif yüklü halde bulunan tüy hücrelerinin içine girdiğinde polarizasyon adı verilen durum gerçekleştir ve bu sayede kokleadan ses vestibülokoklear sinirin koklear dallarına iletilir. Koklea Görevi Nedir? Kokleanın görevi, dış dünyadan gelen ve kulak kepçesi tarafından toplanıp dış-orta kulağı geçen seslerin iç kulağa girdikten sonra elektro – kimyasal olarak algılanmasını sağlamaktır. Koklea üzerinde bulunan oval pencerenin stapes tarafından içeri doğru bastırılması, kulak kepçesi tarafından toplanıp dış kulak yolunu geçerek kulak zarını titreştiren, zarın titremesiyle de sırasıyla malleus – inkus – stapes yolunu takip eden seslerin iç kulağa girmesini sağlar. Burada ilerleyen dalga teorisi adı verilen şekilde ilerleyen sesler, kokleanın ortasındaki corti organının ilgili kısımlarını uyarır ve sesler beyne iletilmek üzerine uyarı haline getirilmiş olunur. Kokleada bulunan corti organı üzerinde dış ve iç tüy hücreleri bulunur. Tonotopik organizasyon adı verilen bir işleyiş sayesinde, koklanın her bölgesi farklı frekansları algılamak üzerine yoğunlaşmıştır. En dışta bulunan kısımlar yüksek frekansları almaya ehilken, içeride bulunan kısımlar alçak frekansları duyma üzerine gelişmiştir. Kokleanın ortasında bulunan kısımlar ise orta frekans bölgesini duyma üzerine gelişmiştir, koklea fizyolojisi bu şekilde çalışmaktadır. Kokleanın görevi seslerin alınması ve beyne iletilecek hale getirilmesidir diyebiliriz. Koklea Hastalıkları(Anomalileri) Nelerdir? Koklea, esas duyma organımız olarak bilinir ve burada meydana gelen hastalık – deformasyon – anomaliler direkt olarak işitmemizi etkileyen problemler olarak karşımıza çıkar. En sık karşılaşılan koklea hastalığı, tüy hücrelerinin deformasyonuna bağlı olarak işitme kaybının ortaya çıkmasıdır. Gürültü, yaşlılık, ilaç kullanımı ya da travmaya bağlı olarak meydana gelebilen bu durum sonucunda işitmede azlık ya da tamamen işitmenin kaybolması gibi durumlar gözlenebilir. Presbiakuzi, kokleada meydana gelen hastalıklardan en sık karşılaşılanlardandır. Yaşa bağlı olarak kokleanın da yaşlanması ve işlevlerini eskisi gibi yerine getirememesi sonucunda, yaşlılıkta meydana gelen işitme kayıplarının ana sebebi olarak presbiakuzi karşımıza çıkmaktadır. Meniere, kokleaya bağlı hastalıklardan başka bir tanesidir. İç kulaktaki sıvı basıncının artması sonucunda baş dönmesi ve işitme kaybını beraberinde getirir. Kemoterapi ya da ağır ilaç kullanımı gibi durumlarda ise kokleada oluşabilecek ototoksisite sonucunda işitme kaybı meydana gelebilmektedir. Travma olarak nitelendirilen düşme çarpma, basınca maruz kalma ya da patlama gibi seslere maruz kalma durumunda ise; gelen şiddetli basıncı kompanse edemeyen kokleada geri dönüşü olmayan hasarlar meydana gelebilir, bu da işitme kaybı ve çınlamayı beraberinde getirebilir. Koklea anomalilerine baktığımızda ise genelde doğuştan gelen koklear aplazi, koklear-vestibüler hipoplazi, komplet kabirentit aplazisi gibi problemlerin varlığından söz edebiliriz.

Otoskleroz nedir
Blog, En Çok Merak Edilenler

Otoskleroz (Kireçleme) Nedir?

Otoskleroz Nedir? Orta kulakta bulunan stapes kemiğinde kireçlenme olarak bilinen otoskleroz işitme kaybının sık görülen sebeplerinden birisidir. Otoskleroz sonucu, stapes kemiğinin base (taban) kısmını etkileyecek şekilde oval pencere önündeki yapılarda kireçlenme başlar ve hem stapeste hem de iç kulak ile komşu olduğu yapılarda katılaşma ve sertleşme meydana gelir. Bununla beraber meydana gelen ossifikasyon (kireçlenme) sebebiyle stapes kemiğinde hareket yeteneğinde azalmalar meydana gelir.  Buna bağlı olaraktan kulak kepçesi tarafından toplanıp kulak kanalından geçen ses dalgaları kemikçikleri yeterli miktarda titreştirmemiş olur ve iç kulak sıvılarına yeterli düzeyde iletilemez. Sonuç olarak iletim tipi işitme kaybı meydana gelir. Bu senaryoda iç kulak yapıları sağlamdır. Yalnızca sesler yeterli düzeyde iletilememektedir. Fakat otoskleroz 2 şekilde oluşabilmektedir. Sıklıkla gözlemlenen ve yukarıda bahsedilmiş olan türü stapedial otoskleroz iken, nadir görülen koklear otoskleroz adı verilen 2. bir türü de meydana gelebilmektedir.  Stapedial otosklerozda ossifikasyonun (kireçlenmenin) etkilediği odak nokta stapes tabanıdır. Fissula ante fenestram (oval pencere önü)’nde gelişen kemik dokusu stapes tabanına ulaşır ve stapesin hareketlerini kısıtlar. Kireçlenme stapes tabanından başlayarak orta kulak içine doğru büyür ve genel olarak problem stapesin hareket yeteneğinin azalması olarak kendisini gösterir. Bu da iletim tipi işitme kaybı oluşmasına sebebiyet verir. Koklear otoskleroz vakalarında ise oval pencere önünde başlayan kireçlenme (ossifikasyon) iç kulağa doğru büyümeye başlar. Bu büyüme sonucunda koklea içine doğru yayılım gösterebilen bir otoskleroz durumuyla karşılaşılabilir. Koklear otoskleroz vakalarında, kireçlenmenin orta kulağa doğru da gelişim gösterdiği bir durum var ise mikst tip işitme kaybı gözlenebilirken, standart vakalarda sensörinöral tip işitme kaybı gözlemlenir. Otoskleroz Nedenleri Otoskleroz genel olarak idiopatik (sebebi bilinmeyen) kökenli hastalıklar grubundadır denilebilir. Genetik geçişli bir hastalık olabileceği üzerine yapılmış araştırmalar vardır. Yine geniş ölçekte yapılan araştırmalar, cinsiyet bakımından kadınların erkeklere oranla daha fazla risk altında olduğunu göstermiştir. Kadınlar kendi içerisinde incelendiğinde ise orta yaşlı kadınların riski daha fazla gözlemlenmiştir. Ayrıca, hastalığın hamilelik sonucu hormon değişikliği ilişkisinin de olduğu belirtilmektedir. Kesin olarak otoskleroza neden olan faktörler bilinememekle birlikte, bazı virüslerin de hastalığa neden olduğu düşünülmektedir. Otoskleroz Belirtileri Otosklerozun ana belirtisi, tek kulağı veya her iki kulağı birden etkileyebilen ve yavaş ilerleyen, hafif dereceli işitme kaybıdır. Genel olarak tek kulakta meydana gelse de, iki kulağın da etkilendiği vakalar görülebilmektedir. İşitme kaybının miktarı kireçlenmenin şiddeti ile değişebilmektedir. Hastalık çoğunlukla 15 – 45 yaş aralığında sık görülür. Otoskleroz vakalarında bildirilen bir ağrı genellikle olmamaktadır. En büyük belirti hafif ya da orta derecede hissedilebilecek işitme kaybıdır. İşitme kaybı yanında hastalarda tinnitus (çınlama), baş dönmesi ve denge sorunları görülebilmektedir.  Otoskleroz Teşhisi Nasıl Koyulur? Otoskleroz tanısında fiziki muayene normal gözükmektedir. Otoskopik muayene ile dış kulak yoluna ve kulak zarına bakıldığında herhangi bir problem görülmez. Kulak kanalı açık, kulak zarı intakt (sağlam) olarak görülmektedir. Bundan dolayı otosklerozun teşhisi için işitme testleri yapılması gerekir. Yapılacak akustik immitansmetrik testler ve odyometri testi sonuçları değerlendirilerek işitme kaybının derecesi, tipi ve nereden kaynaklandığı hakkında fikir sahibi olunabilmektedir. Görüntüleme yöntemleri otosklerozun tanılanmasında çok fazla fayda sağlamayabilir ancak diğer kulak hastalıklarını ayırt etmek için kullanılabilmektedir. Otosklerozun teşhis edilmesi için gerçekleştirilen odyometri sonucunda hava ve kemik yolları tespit edilmeli, bilhassa orta – yüksek frekanslarda kayıp gözlenmelidir. Stapedial otoskleroz vakalarında 2000 Hz’de derin kayıp (çentik) Charhart çentiği olarak adlandırılır, spesifik olarak otosklerozu gösterir. İlerleyen vakalarda yüksek frekanslarda işitme kaybı artmıştır ve 50-60 dB olarak gözlemlenebilir. Bununla beraber timpanometri testi sonucunda tip As adı verilen düşük tepeli timpanogram sonucu otosklerozun spesifik göstergelerindendir. Stapes refleksinin ölçümlenmesini sağlayan akustik refleks testlerinde ise ipsilateral ve kontralateral olarak refleks gözlemlenmez. Tüm test sonuçları ve hasta anamnezi sonucunda otoskleroz teşhisi konulabilir, testler tek başına net teşhisi koymak için yeterli değildir. Otoskleroz Tedavisi – Ameliyatı Otoskleroz hastaların genel sağlıklarında bir problem oluşturmaz ve genellikle tedavi edilebilir bir hastalıktır. Ancak, işitme kaybı duygusal ve psikolojik olarak bireyi zor durumda bırakabilir ve sosyal çevresinden uzaklaşmasına sebep olabilir. Bu yüzden işitme kaybının derecesi düşük olsa dahi, ilerleyebileceği ve hafif dereceli işitme kayıplarının bile iletişimi olumsuz etkileyebileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Otoskleroz tanısı konulan bireyde, hastalığın şiddeti ve hasta tercihlerine göre tedavi planı belirlenir ve uygulanır. Yeni başlayan ve kişiyi fazla etkilemeyen durumlarda ilerlemeyi durdurucu takviyelerle, işitme testleriyle takip edilebilir. Ancak otosklerozun ilerlemesi ve meydana getirdiği problemlerin artması sonucunda tedavi / rehabilitasyon sürecine geçilmelidir. Otosklerozun ilaç ile tedavisi mümkün olmadığı için, kesin çözüm cerrahi ile gerçekleşebilmektedir. Otoskleroz ameliyatları birkaç farklı yöntem ve sonuçla gerçekleştirilmektedir. Bazı durumlarda ossifikasyon (kireçlenme) odağı temizlenerek stapesin normal çalışmasına dönmesi sağlanabilirken, bazı durumlarda odak noktasının temizlenmesiyle beraber stapes kemiğinin yerine piston takılması gerekebilir. Stapes (üzengi) vücudumuzda bulunan en küçük kemik yapıdır, yaklaşık 3-3,5 mm uzunluğunda ve 4 mg ağırlığındadır. Orta kulakta gerçekleştirilen bir ameliyatta kemikçik bütünlüğüne zarar vermeden bu kadar küçük bir kemiğe müdahale etmek mümkün değildir. Bu yüzden otoskleroz vakalarında stapedektomi adı verilen yöntem uygulanır. Stapedektomi ameliyatlarında stapes yerinde çıkarılırken yerine teflon ya da titanyum pistonlar yerleştirilerek kemikçik zincir bütünlüğünün bozulmaması hedeflenir. Dış kulak tarafından alınan seslerin orta kulakta doğru iletim yoluyla tekrar iletilebilmesi otoskleroz sonucu meydana gelen işitme kaybının ortadan kalkmasını sağlar.

Kulak Zari Nedir
Blog

Kulak Zarı Nedir?

Kulak Zarı Ne İşe Yarar? Kulak zarı, kulak kepçemiz tarafından toplanan ve dış kulak yoluna gönderilen sesin çarparak titreştirdiği organımızdır. Kulak zarına çarpan ses, kulak zarına yapışık olan malleus(çekiç) kemiğini titreştirerek sıralı kemikler olan malleus-inkus-stapes kemiklerinin titreşmesine ve sesin nihai durağı olan iç kulağa ulaşmasını sağlar. Dışarıdan gelen sesler kulak zarında titreşim oluşturarak yollarına devam edebilirler. Ses iletiminin devamlılığı için ulak zarı hayati bir öneme sahiptir. Kulak Zarı Delinmesi/Patlaması Belirtileri Nelerdir? Kulak zarının bütünlüğünü kaybetmesi durumuna kulak zarının delinmesi – patlaması – perforasyonu isimleri verilir. Kulak zarının delinmesi – patlaması durumunda kulak zarına ulaşan sesler kulak zarını doğru şekilde titreştirmez. Bu da seslerin daha az olarak iletilmesine ve dolayısıyla işitme kaybına sebep olur.  Kulak zarı delinmesi – patlamasının belirtisi olarak ilk sırada kanama söylenebilir. Kulağa alınan bir darbe ya da kulak kanalına sokulan bir maddenin fazlaca derine gitmesi kulak zarının delinmesine/patlamasına sebep olabilir. Burada kanama ve acı/ağrı karşılaşılan ilk belirtilerdir. Bunun haricinde kulak kanalında fazlaca akıntı olması, kulak zarının delinmiş olabileceğini gösterebilecek bir diğer belirtidir. İşitmede azalmanın hissedilmesi de kulak zarının delinmesi/patlaması durumunda görülebilecek belirtiler arasındadır. Yine yüzme veya duş alma gibi suyla temas durumlarında kulakta hissedilen ağrı, kulak zarının delinmesinin belirtileri arasındadır. Kulak Zarı Delinmesi/Patlaması Nasıl Geçer? Kulak zarımız temelde 2 kısımdan oluşur; bunlar gergin olan pars tensa ve kanlanmayı sağlayan pars flaccida bölgeleridir. Pars flaccida kısmında meydana gelen delinmeler işitmeye çok etki etmezken, pars tensa kısmındaki delinmeler işitmeye daha fazla etki eder. Kulak zarı delinmelerindeki iyileşme ve tedavi süreci, kulak zarındaki delinmenin büyüklüğüyle doğru orantılıdır. Kulak zarındaki delinmenin çok küçük olması, zararsız sayılabilecek delinmelerdir. Genellikle kendi kendine kapanır ya da kapanmazsa dahi işitmeye zarar vermez. Ancak büyük delinmeler/patlamalar ve kulak zarının tamamen zarar gördüğü durumlarda ise işitmede ciddi kayıplar meydana gelebilir. Bu durumlarda ise ameliyat ile zarar gören kısmın düzeltilmesi ya da tamamen yeni bir kulak zarı planlama operasyonu geçirilmesi gerekebilir. Kulak Çubuğunun Kulak Zarına Etkisi Var Mıdır? Kulak zarımıza kulak çubuğu ya da başka bir şey ile zarar verip veremeyeceğimizi bilmeden önce, kulak kanalımızın kulak zarına kadar olan uzunluğunu bilmemiz önemlidir. Kulak kanalımız kulak zarına kadar 25-30 mm uzunluğunda bir yapıdır. Yaklaşık 2,5 – 3 santimetre uzunluğundaki bu yapıda kulak çubuğunun kulak zarına ulaşabilmesi için içeriye doğru çokça ittirmek gereklidir. Kulak çubuğunun kulak içerisinde meydana getirdiği acı/ağrı hissi göz önünde bulundurulursa, ani bir ittirme olmaksızın kulak çubuğunun kulak zarına zarar vermesi düşük bir ihtimaldir. Kulak çubuğunun kulak zarına ulaşması zor olsa da; kulak çubuğu kullanımının işitme profesyonelleri tarafından tavsiye edilmediği unutulmamalıdır. Kulak kanalımız kendi kendini temizleme üzerine bir fizyolojiye sahiptir, kulak çubuğu kullanımı ise kulak kanalının ilk 1/3’lük kısmında bulunan kirin kulağın daha ileri kısımlarına itilmesine sebep olabilir. Kulak kirinin kulak kanalında ileriye itilmesi sonucunda kulak zarına yaklaşması ve bazen kulak zarına yapışması durumuyla karşılaşılabilir. Bu da bazı durumlarda ufak bir operasyonla kulak zarının temizlenmesini beraberinde getirebilir.

Isitme Cihazi Olanlara Seyahat Onerileri
Blog

İşitme Cihazı Olanlara Seyahat Önerileri

İşitme cihazı kullanımı bünyesinde dikkat edilmesi gereken pek çok konu bulunmaktadır. Kişilerin normal yaşamları içerisinde dikkat ettiği konular seyahat döneminde artmaktadır. Seyahat sürecinde kişilerin işitme cihazı bünyesinde önemsemediği konular sorunlar oluşturmaktadır. İşitme cihazı kullanımında en önemli hususlardan birisi pil ihtiyacı olmaktadır. Kişiler seyahat süresine göre yanlarında yedek pil bulundurmalıdırlar. Belirtilen kullanım durumları hem kişinin keyifli bir seyahat geçirmesi hem de sağlıklı bir yaşam açısından önemli olmaktadır. İşitme cihazı ile seyahat dönemi başlangıcında kişilerin cihazlarını kullanıma hazırlamaları, pil durumlarını kontrol etmeleri ve cihaz bünyesinde kullanım kalitesini arttırıcı olarak denetleme sağlanmalıdır. Cihaz bünyesinde bulunan özellikler kontrol edilerek seyahat durumu oluşturulmalıdır. İşitme Cihazı Seyahate Hazırlık Kişilerin sağlıklı bir şekilde işitme durumunu oluşturmaları işitme cihazlarının kaliteleri ile sağlanmaktadır. Seyahat bünyesinde kişiler cihazlarının durumları kontrol ettirilmediğinde sorunlar yaşanmaktadır. Uzun yol bünyesinde kişilerin mutlaka yedek pil ihtiyacını karşılamaları gerekmektedir. Hazırlık süreci içerisinde kişiler seyahat süresine göre işitme cihazı kutusu ve çantasının koruma amacı ile yanlarında bulundurmaları önemli olmaktadır. Seyahat edilecek alan cihaz kullanım ve hazırlık süreci içerisinde göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Nemli ve sıcak olan alanlarda cihazın verimli çalışmasını koruma amaçlı alınan kutu ve çanta ile muhafazası sağlanmalıdır. Nemli ortamlarda cihaz kullanımında büyük sıkıntılar oluşabilmektedir. Nem giderici tablet ya da nem kurutma kutusu gibi önlemlerin uygulanması cihazın kullanım ömrünü ve verimini arttıracaktır. Seyahatte İşitme Cihazında Dikkat Edilmesi Gerekenler Kişiler seyahat sürecinde farklı sorunları ile karşılaşabilmektedir. İşitme cihazında göz önünde bulundurulmayan durumlar yolu sıkıcı ve sorunlu şekilde geçmesine neden olmaktadır. İşitme cihazlarının kullanım ömrünü kuru olarak kullanılması sağlamaktadır. Aynı şekilde seyahat bünyesinde de kişiler hijyen durumlarına ve cihazın kuruluğuna dikkat ederek sağlıklarını da güven altına alabilmektedir. Pil kullanımı bünyesinde kişiler pil değiştirme sürecinde belirli süre beklemelerinde daha verimli sonuç alabilmektedir. İşitme cihazı kullanan kişilerin uçak ile seyahatlerinde de dikkat etmesi gereken durumlar bulunmaktadır. Kulağın havalanma problemi var ise ve kulak basınç dengesini kurmakta zorlanıyorsa uçak seyahati sırasında işitme cihazını kullanmamak daha sağlıklı olabilir. Sağlık açısından ve işitme cihazı tavsiye açısından kişilerin kullanımı açısından temizlik durumu da önem vermeleri gerekmektedir. Belirli bir süre sonrasında kişilerin cihaz temizliğine dikkat ederek kullanımlarına devam etmeleri işitme açısından ve sağlık açısından etkili olmaktadır.

Kulak Enfeksiyonu
Blog

Kulak Enfeksiyonu

Kulak Enfeksiyonu Nedir? Bakteri ve virüs kaynaklı olarak kulağımızda meydana gelen tüm enfeksiyöz rahatsızlıklara kulak enfeksiyonları adı verilmektedir. Genel olarak bakıldığında dış kulak yolu ve orta kulak yolu enfeksiyonları olarak 2’ye ayrılırlar. Dış kulak yolu enfeksiyonları; kulak kepçemizden kulak zarına kadar olan bölgede meydana gelen enfeksiyonları kapsar. Orta kulak enfeksiyonları ise kulak zarıyla iç kulak arasında bulunan timpanik kavite(orta kulak boşluğu) kısmında meydana gelen enfeksiyonları kapsamaktadır. Dış kulak yolu enfeksiyonları çok sık görülen rahatsızlıklar olmamakla beraber neredeyse tamamen yetişkinlerde görülürler. En sık sebebi dış kulak yolunun fazlaca sıvıya maruz kalması sonucu pH dengesinin bozulmasıdır. Bu yüzden dış kulak yolu enfeksiyonlarına yüzücü kulağı adı da verilir. Orta kulak enfeksiyonları ise daha sık görülen kulak enfeksiyonlarıdır. Akut otitis media, rekürren otitis media, effüzyonlu otitis media, kronik otitis media gibi farklı çeşitleri bulunan orta kulak enfeksiyonları, çok büyük oranla pediatrik grupta görülür. Bebek ve çocukluk döneminde ateş, huysuzluk, ağrı gibi belirtilerle ortaya çıkan orta kulak iltihapları, yetişkinlerde ise çok daha az görülür. Kulak Enfeksiyonu Belirtileri Kulak Enfeksiyonlarının belirtileri arasında ilk sırada ağrı gelmektedir. Vücudumuzun en önemli tepki gösterme mekanizmalarından birisi olan ağrı hissi, dış kulak enfeksiyonları ve orta kulak enfeksiyonlarında semptomatik olarak görülmektedir. Dış kulak yolu enfeksiyonları(otitis eksterna)’nda ağrı haricinde gözlemlenen diğer belirtiler arasında batma, dolgunluk hissi ve dış kulak yolunda kızarıklık bulunmaktadır. Bu belirtilerin hepsi, dış kulak yolunda bulunan enfeksiyondan ötürü dış kulak yolu hacminin büyümesi ve bölgesel daralmalar olmasından kaynaklanmaktadır. Orta kulak yolu enfeksiyonları(otitis media)’nda ise görülen belirtiler biraz daha karışık olabilir. Akut(ani) gelişen orta kulak enfeksiyonlarında ağrı, dolgunluk, baskı, ateş gibi belirtiler görülebilirken, kronikleşmiş orta kulak iltihabında bu belirtilerin etkisi azalabilir. Ancak belirtilerin azalması enfeksiyonun iyileşmesinden kaynaklı değil, uzun süre tedavi edilemediği için kulak zarına hasar vererek orta kulakta bulunan enfeksiyöz sıvının dışarı doğru akmasından kaynaklanmaktadır. Yine orta kulak enfeksiyonları arasında bulunan effüzyonlu otitis media’da ise ağrı, ateş ve dolgunluk gibi belirtiler bulunmamaktadır. Sinsi orta kulak enfeksiyonu olarak bilinen effüzyonlu otitis media durumlarında en büyük belirti yaşanan hafif dereceli işitme kaybıdır. Tüm orta kulak yolu enfeksiyonlarında hafif dereceli işitme kaybı görülmesi ortak belirti olarak sayılabilir. Orta kulakta hava dolu olan timpanik kavitenin enfeksiyon sonucu sıvıyla dolması hem kulak zarının hem de kemikçiklerin titreşimlerini etkileyerek işitmede azlık meydana gelmesine sebep olur. Kulak Enfeksiyonu Tedavisi Dış kulak yolunda meydana gelen enfeksiyonlar için muhakkak bir KBB hekiminin kontrolünden geçilmelidir. KBB hekimi tarafından dış kulak yolu için damla ve/veya enfeksiyonun türüne bağlı olarak antibiyotik ya da antiviral ilaçlar verilebilmektedir. Orta kulak yolundaki enfeksiyonların tedavisi de genellikle anitibiyotik/antiviral ilaçlarla gerçekleştirilmesine rağmen, bazı farklı enfeksiyonların farklı tedavileri olabilmektedir. Rekürren otitis media olarak bilinen ve çok sık tekrar eden orta kulak iltihaplarını belirten enfeksiyon durumunda, kulak zarına ufak bir operasyonla yerleştirilen ventilasyon(havalandırma) tüpü ile orta kulaktaki sıvının dışarıya aktarılması amaçlanabilmektedir. Yine kronikleşmiş orta kulak enfeksiyonlarında, kulak zarına ve orta kulağa verdiği hasara bakarak bazı operasyonlar planlanabilmektedir. Koleastatom adı verilen ek bir rahatsızlık orta kulaktaki enfeksiyonlara eşlik edebilmektedir, bu durumda da yine ameliyat planlanarak tedavi süreci ilerletilebilmektedir. Kulak Enfeksiyonu Nasıl Önlenir? Dış kulak yolunda meydana gelen enfeksiyonlara yakalanmamak için kulak her zaman temiz tutulmalıdır. Ancak kulak temizliği için çokça çaba sarf etmek ve abartılı girişimlerde bulunmak kulağın daha savunmasız hale gelmesine sebep olacaktır. Yüzme ve dalış gibi aktivitelerden sonra dış kulak yolunda su kalmamasına dikkat edilmeli, profesyonel yüzme ve dalış ile uğraşılıyor ise kulağın çokça suya maruz kalmasını engelleyecek tıkaçlar kullanılmalıdır. Orta kulak iltihapları ise genellikle bir üst solunum yolu problemine bağlı olarak meydana gelmektedir, bilhassa kış aylarında korunaklı giyinmek ve mevsimsel hastalıklara yakalanmamak için çaba sarf etmek orta kulak iltihabına yakalanılma ihtimalini de düşürecektir.

Kulak Kasintisi
Blog

Kulak Kaşıntısı

Kulak Kaşıntısı Neden Olur? Kulak kaşıntısı, genellikle dış kulak yolunda meydana gelen kaşınma halidir. Kulaktaki kaşıntı durumunun görülebileceği diğer durum ise; nazofarinks bölgesine bağlı olarak gelişen bazı problemler sonucunda o bölgede meydana gelen kaşıntı hissinin kulak çevresinde hissedilmesidir. Bu tarz durumlarda kişi kulağının iç kısmı kaşınıyormuş gibi hisseder ancak bu durumlarda kaşıntı odağı kulak değil nazofarinks yani burun arkası bölümüdür. Genellikle karşılaşılan dış kulak kanalı kaynaklı kaşıntılarda, burada meydana gelen bazı sık karşılaşılan problemler suçlanmaktadır. Dış kulak kanalının doğal salgı yapısı ve pH dengesinin bozulmasından kaynaklı olarak kulak kuruyabilir ve döküntüler görülebilir, bu duruma sıklıkla kaşıntı da eşlik eder. Dış kulak yolunda görülen fungal etki yani mantar oluşumu, kaşıntının en büyük sebeplerindendir. Dış kulak yolunda da görülebilen egzema, kaşıntıya sebep olabilir. Dış kulak yolunda meydana gelen bazı enfeksiyonlar da kaşıntıya sebebiyet verebilirler.   Kulak Kaşıntısı Nasıl Geçer? Kulak kaşıntısından kurtulmak için ilk olarak detaylı otoskopik muayene yani dış kulak yolunun detaylı kontrolü önerilir. Eğer dış kulak yolundan kaynaklı bir problem var ise(kuruluk, mantar, egzema, enfeksiyon vb.) gerekli tedavi KBB hekimi tarafından planlanır ve kaşıntıdan kurtulunur. Dış kulak yolunun kaşındığı durumlarda kulak içerisinde kulak çubuğu da dahil olmak üzere her türlü sivri, keskin ve zarar verici materyal asla sokulmamalıdır. Nazofarinks ya da üst solunum yolu kaynaklı yani kulağın iç kısmında daha çok kaşıntı hissedilen durumlarda ise problem kulaktan değil üst solunum yolu ya da nazofarinksten kaynaklıdır, bu durumlarda da KBB hekimi gerekli teşhisi koyup tedaviyi planlar ve kaşıntı kaynağı ortadan kaldırılarak kaşıntı giderilmiş olur.

Odyometri isitme testi
Blog

Odyometri / İşitme Testi

İşitme kayıp derecesini ve türünü belirleyen işitme testine odyometri testi denilmektedir. İnsanlar frekans tabanlı duyarlar ve her frekansta duyulan ses duyarlılığı farklıdır. Normal işitmeye sahip insanlar, 20 Hz ile 20.000 Hz arasında duyarken, yaşın ilerlemesi ve kulağı olumsuz etkileyen etkenler sonucunda bu frekans aralığı daralır. İşitme testi yapılırken kişinin frekans bazlı duyduğu sesler tespit edilir. Buna ek olarak ses şiddeti desibel olarak ifade edilir. Sağlıklı bir kişinin duymuş olduğu dinamik alan 0-120 dB aralığındadır. İşitme testi yapılırken kişinin aynı zamanda daralan dinamik işitme alanı tespit edilir. Test sırasında kulanılan sesler 125 Hz ile 8000 Hz aralığındadır. 125 Hz bölgesi alçak frekans bölgesi olarak tabir edilir ve en kalın(bas) sesler bu alandadır. Frekans yükseldikçe ses incelir. Şiddet yönünden incelediğimizde ise 0 dB’den başlayan sesler yükseldikçe ses şiddeti artar. Ancak 120 dB yukarısındaki sesler normal bireyler için rahatsız edici ses seviyesi olarak kabul edilir ve bu şiddetin üzerinde ses gönderilmez. İnsanlar yaşlandıkça duyma organı olan kulak da yaşlanır. Bu yüzden en sağlıklı duyum 14 yaşına kadar olan çocuklarda gözlenir, sonrasında ise işitme performansı düşmeye başlar. Odyometri Taraması Ne İçin Önemlidir? İşitmemiz doğuştan itibaren kayba uğrayabileceği gibi, yaşamımız boyunca da çeşitli sebeplerle işitme kaybı yaşayabilmekteyiz. İşitme kaybının en çok bilinen sebebi yaşlanmayla beraber kulağın da performansının düşerek presbiakuzi adını verdiğimiz şekliyle ortaya çıkmasıdır. Ancak yalnızca yaş değil, birçok sebepten dolayı işitme kaybı meydana gelebilmektedir. Özellikle gürültülü bir dünya düzeni içerisinde sürekli yüksek sese maruz kalan kulaklarda işitme kaybı meydana gelebilmektedir. Bunların haricinde geçirilen bazı hastalıklar ve tedavisinde kullanılan ilaçlar, geçirilen kazalar gibi ek sebepler de işitme kaybına sebebiyet verebilir. İşitme kaybının bir engel olduğu ve her insanın bir engelli birey adayı olduğu düşünüldüğünde, işitme kaybına erkenden müdahale edebilmek adına odyometri testi ve taraması yaptırmak hayati önem arz etmektedir. 6 ayda bir odyometri taraması yaptırmak, kulağımız hakkında bize bilgi verir ve olası problemlere erkenden müdahale ederek yaşayacağımız sıkıntıların minimum seviyede kalması adına bizlere imkan sağlar. İşitme Testi Nasıl Yapılır? İşitme testleri hastanelerde ve işitme merkezlerinde yapılabilmektedir. Si-Ser işitme merkezlerinde de işitme testlerinizi yaptırabilirsiniz. Takribi olarak bir işitme testi 10-15 dakika kadar sürer. Odyometre ile yapılan bu testler bazı durumlarda kapalı bir kabin içerisinde, bazı durumlarda ise karşılıklı olarak yapılmaktadır. Odyometri testinden önce dış kulak ve kulak zarı otoskopik muayene ile incelenir, teste engel bir durum olup olmadığı kontrol edilir. Teste engel bir durum yok ise kişiye kulaklık takılır ve test yönergesi verilerek teste başlanılır. İşitme testinde sesler önce yüksek gelirken, ses seviyesi giderek düşecektir. Burada test yapılan kişiden beklenen işitebildiği en düşük sesi dahi duyduğunu elindeki buton yardımıyla testi yapan personele belirtmesidir. 1000 Hz, 2000 Hz, 4000 Hz, 6000  Hz, 8000 Hz, 500 Hz, 250 Hz ve 125 Hz sıralaması ile yapılan hava yolu işitme eşikleri testi sonrasında; 500 Hz, 1000 Hz, 2000 Hz ve 4000 Hz’de kemik yolu işitme eşiği kontrolü yapılır. Sonrasında konuşma testleri ve rahatsız olunan ses seviyesini belirlemek adına UCL-LDL testleri yapılır. Takribi olarak bir test 10-15 dakika arasında tamamlanmaktadır. Odyometri Testi Yapılırken Dikkat Edilmesi Gereken Kurallar  Odyometri Testi Sonuçları Yapılan test sonucunda kişinin 500-1000-2000-4000 Hz ortalamaları alınarak saf ses işitme eşiği ortalaması belirtilir. 25 dB’ye kadar olan değerler normal kabul edilirken 25 dB’den yüksek değerler işitme kaybının belirtisidir. Ülkemiz Sağlık Uygulama Tebliği(SUT) son çıkan hükümlerinde de belirtildiği üzere 25 dB üzeri eşiklerde işitme kaybı meydana gelir diyebiliriz. Ancak yukarıda belirtilen tablo gereğince işitme kaybının hangi derecede olduğu kaç desibel ortalamaya sahip olduğu durumuyla değişmektedir. İşitme Testinin Türleri Nelerdir? – Saf Ses Odyometrisi Saf ses odyometrisi, yukarıda bahsedildiği üzere bireyin işitme seviyesinin ölçülmesi için odyometre cihazıyla sessiz bir kabin içerisinde yapılan teste verilen isimdir. Hava yolu ve kemik yolu olmak üzere 2 ayrı ölçüm içerir. Hava yolu ölçümleri kulağa takılan kafa üstü kulaklıklar ile gerçekleştirilirken kemik yolu ölçümleri kulağın arkasında bulunan mastoid kemik üzerine yerleştirilen vibratörler(kemik yolu kondüktör) ile gerçekleştirilir. – Konuşma Odyometrisi Odyometre cihazı ile yapılan ve saf ses odyometrisinden sonra yapılan bir testtir. Önce bireyin konuşulanları en düşük hangi seviyede duyduğunu ölçümlemek için SRT(Speech Reception Threshould – Konuşmayı Alma Eşiği) testi yapılır. Sonrasında kişinin konuşulan sesleri en rahat duyduğu seviyeyi bulmak için MCL(Most Comfortable Level – En Rahat Duyulan Ses Seviyesi) ölçümü yapılır. Son olarak MCL seviyesinde kişiye tek heceli kelimeler söylenip tekrar etmesi istenilen SDS(Speech Discrimination Score – Konuşma Anlaşılırlık Skoru) testi yapılarak bireyin konuşulanları algılama seviyesi ölçümlenir. – Timpanometri Timpanometri testi, Timpanometri cihazı ile yapılan ve dış kulak yolundaki hava basıncının değiştirilmesi sonucu orta kulağın durumu, kulak zarı ve orta kulak kemikleri hakkında bilgiler veren bir test bataryasıdır. Genellikle orta kulak problemlerinde tanıya götürücü bilgileri sağlık uzmanına verir. Yapılışı son derece kısa ve basit olan timpanometri testi için dış kulağa yerleştirilen yumuşak bir prop kullanılmaktadır. – Akustik Refleks Testleri Dış dünyadan gelen yüksek seslerde, kulağımız kendini korumak adına akustik refleks adı verilen bir mekanizma bulundurmaktadır. Sağlıklı duyan bireylerde 80 dB üzerindeki seslerde bu refleks devreye girerek sesin düşürülmesini ve iç kulağa daha az şiddette gönderilmesini sağlar. İşitme kaybı şüphesi bulunan kişilere yapılan Akustik Refleks Testleri; tanıya götürücü yardımcı testlerdir. Timpanometri cihazı ile yapılan testte kulağa ses gönderilerek orta kulaktan gelen cevaplara bakılır ve akustik refleks arkının sağlıklı şekilde çalışıp çalışmadığı ölçümlenir. Bir kulağa ses verilerek o kulağın cevabının ölçümlenmesine ipsilateral refleks testi, bir kulağa ses verip diğer kulaktan alınan cevabın ölçümlenmesine kontralateral refleks testi adı verilir. Online İşitme Testi yapmak için tıklayınız. Si-Ser İşitme Merkezleri sağlıklı günler diler.

iletim tipi isitme kaybi
Blog

İletim Tipi İşitme Kaybı Nedir?

İletim tipi işitme kaybı, iç kulağın normal olduğu ancak dış kulak ve/veya orta kulakta problem meydana gelmesi sonucunda oluşan işitme kaybıdır. İletim tipi işitme kaybının detaylarına geçmeden iletim tipi işitme kaybının meydana geldiği bölgeler hakkında kısaca bilgi vermek sağlıklı olacaktır. İletim Tipi İşitme Kaybı Nerede Oluşur? Dış kulak yolu; kulak kepçesi, dış kulak yolu, kulak zarı olmak üzere üç bileşeni mevcuttur. Dış kulak yolu ortamda yayılan ses dalgalarını toplamaya, kulak kanalında belli frekans bölgesinde sesi artırmaya, sesin yönünü tahmin etmemize yardımcı olan, orta kulağı koruma işlevi gören bir mekanizmadır. Dış kulak önden gelen sesleri yükseltme, arkadan gelen sesleri sönümleme gibi işlevlerde de bulunmaktadır. Orta kulak: 1-2 cc civarı içi hava ile dolu bir boşluktan oluşmaktadır. Biz odyologların malleus, incus, stapes olarak tabir ettiğimiz, halk arasında örs, çekiç, üzengi olarak bilinen vücuttaki en küçük kemikçiklerin bulunduğu yerdir. Ses enerjisi ortam değişimlerinde enerji kaybına uğramaktadır. Bu enerji kaybının telafi edildiği ve sesin iç kulağa iletildiği bölgedir. İletim tipi işitme kaybı dış ve/veya orta kulakta meydana gelen düzensizlikler sebebi ile oluşmaktadır. Bu işitme kaybı türü medikal veya cerrahi yöntemlerle tedavi edilebilirken, çok az bir kısmı ise kalıcı olabilmektedir. İletim tipi işitme kayıpları nadiren uzun sürmektedir, genellikle geçici oldukları için iletişim becerilerini etkileme üzerinde pek etkisi bulunmamaktadır. Bazı durumlarda iletim tipi işitme kayıpları kalıcı olabilmektedir. İletim Tipi İşitme Kaybının Nedenleri İletim tipi işitme kaybına nedenlerine bakacak olursak, dış kulaktan kaynaklı, orta kulaktan kaynaklı ya da hem dış hem de orta kulaktan -kaynaklı iletim tipi işitme kaybı nedenleri olduğunu görmekteyiz. Dış kulak yoluna canlı veya cansız cisimlerin kaçması Dış kulak yolunda buşon diye tabir edilen kulak kiri varlığı Doğuştan kulak kepçesinin veya dış kulak yolunun kapalı veya anatomik olarak daha küçük olması Kulak zarı perforasyonları (Zar yırtılmaları) Barotravma (Yüksek basınca maruz kalma) Orta kulak bölgesini havalandıran östaki tüpünün çalışmaması veya kısmi çalışması (Östaki tüp disfonksiyonu) Orta kulakta sıvı birikimi olması (Akut otitis media, kronik otitis media, rekürren otitis media, efüzyonlu otitis media) Mastoidit (Orta kulakta biriken sıvının kemik yapıya zarar vermesi), Orta kulakta meydana gelen benign epitel doku birikimleri (Koleastatom) Kulak zarı üzerinde meydana gelen kireçlenmeler (Miringokleroz) Stapes kemiğinde meydana gelen kireçlenmeler (Otoskleroz) Kemikçik zincir fiksasyonları Kemikçik zincir kopuklukları İletim Tipi İşitme Kayıplarının Dereceleri İşitme kayıplarının bütün çeşitlerinde birden farklı derecede kayıp olabilmektedir. İletim tipi işitme kayıplarının derecelerine bakarsak; Hafif dereceli iletim tipi işitme kaybı Orta dereceli iletim tipi işitme kaybı Orta-ileri dereceli iletim tipi işitme kaybı İleri dereceli iletim tipi işitme kaybı Çok ileri dereceli (Total) iletim tipi işitme kaybı İletim Tipi İşitme Kaybı Nasıl Anlaşılır? İletim tipi işitme kaybının belirlenmesinde odyolojik olarak kullanılan testler mevcuttur. Kulak-Burun Boğaz uzmanı tarafından değerlendirilen hastaya genellikle işitme testleri uygulanır. Hasta kulağında herhangi bir akıntı yok ise orta kulak basınç testleri (immitansmetrik ölçümler) uygulanır. Bu tür hastalarda genellikle, işitme testinde sesin dış kulak yolundan kulaklıklar aracılığı ile gönderilmesi esnasında işitme kaybı durumu, özel bir aparat yardımı ile ses dış kulak yolu ve orta kulak bypass edilerek yapılan testte normal sınırlarda gözlenen bir test sonucu ile karşımıza çıkmaktadır. İletim Tipi İşitme Kaybının Tedavisi Nasıl Gerçekleştirilir? Tedavi genellikle cerrahi veya medikal yöntemlerle olmaktadır. Cerrahi veya medikal tedavi ile tedavi edilemeyen hastalara işitme cihazı uyarlaması yapılmakta, hastanın mevcut durumuna göre kemik yolu işitme cihazı, kemik yolu işitsel implantlarla hastada bulunan işitme kaybı düzeltilmeye çalışılmaktadır.

Blog

Sensorinöral İşitme Kaybı Nedir

İç kulakta veya iç kulaktan sesi beyne ileten sinir hattı bölgesinde meydana gelen bozulmalara bağlı ortaya çıkan işitme kaybıdır. Problem iç kulakta ise “sensoriyel kayıp” (cochlear ya da iç kulak tipi işitme kaybı) terimi, işitme sinirinde ise “nöral kayıp” (sinirsel tip işitme kaybı ya da retrokoklear kayıp ) terimi kullanılmaktadır. Bu tip işitme kayıpları genellikle kalıcıdır, medikal veya cerrahi herhangi bir yöntemle tedavi edilmesi pek mümkün değildir. Bu kayıplar konjenital olabileceği gibi aşırı gürültüye maruz kalma, travmalar, enfeksiyon, ototoksik nedenler, endolenfatik hidropslar, presbiakuzi, akustik nörinomlar gibi patolojilerde görülebileceği üzere sonradan da ortaya çıkabilirler. İç kulak; işitme organı(koklea) ve denge organından meydana gelmiştir.  Koklea kemik labirentin salyangoza benzeyen kısmıdır ve birincil işitme organıdır. Giderek azalan çapı ile kendi üzerine 2-3/4 kez sarılır ve en uçta sonlanır. İç kulak içerisinde korti organı denilen bir yapı bulunmaktadır. Bu yapı içerisinde işitme reseptörleri olan tüy hücrelerini bulunmaktadır. İç kulaktan itibaren VIII. Kraniyal sinir ya da “işitme siniri” iç kulaktan  beyne sinyalleri taşır. Sensörinöral mekanizmanın yapısı bir şekilde zarar gördüğünde, mekanik enerjiyi elektrik enerjisine geçirme kabiliyeti azalır. Bu, koklear işlemede aşağıdakiler de dahil olmak üzere bir dizi değişiklikle sonuçlanır: Koklear reseptör hücrelerinin duyarlılığında bir azalma, Kokleada frekans çözme yeteneğinde azalma, İşitme mekanizmasının dinamik aralığında bir azalma. İç kulağın görevleri arasında birincisi iletim görevidir. Yani akustik olarak gelen enerji iç tüylü hücrelere taşınır. İkinci olarak dönüşün görevi vardır. Tüy hücrelere gelen mekanik enerji sinirlerin algılayacağı biçimde elektriksel  enerjiye dönüştürülerek sinirlere iletir. Kokleanın içerisinde tüy hücreler işitme alanı içindeki tüm frekansları ayırt edebilecek şekilde sıralanmışlardır. Sensorinöral İşitme Kaybı Tipleri Nelerdir? Sensörinöral tip işitme kayıpları, doğuştan(konjenital) ve sonradan kazanılan(postnatal) olarak 2’ye ayrılır. Doğuştan işitme bozukluklarının nedenleri dış kaynaklı veya iç kaynaklı olabilir. Dış kaynaklı nedenler kişinin genetik yapısını bağlı değildir. Yenidoğan anne karnında gelişirken oluşan anneden gelen enfeksiyonlar ve ilaç kullanımı, dış kaynaklı nedenlerden olabilir. İç kaynaklı nedenler kalıtımsal olarak gelen etkilerdir. Kokleadaki  yapısal bozukluk farklı nedenlerden kaynaklansa da benzer şekilde oluşabilir.  Konjenital, kalıtımsal ve sonradan gelişen Koklear kayıpları sıralayacak olursak; Konjenital malformasyonlar: Mondini aplazisi, Michel aplazisi, scheibe aplazisi vb. Herediter hastalıklar: Çocukluk çağında başlayanlar (Usher sendromu, Waardenburg sendromu, Osteopetrosiz vb.); Erişkin dönemde başlayanlar (Familyal progresif işitme kaybı, Alport sendromu, Refsum hastalığı, Paget hastalığı, Von Recklinghausen hastalığl, Osteogenesiz İmperfekta vb.) Enfeksiyöz Labirentit: Primer enfeksiyonlar (labirentitler), komşu doku enfeksiyonları (otitis media), viral enfeksiyonlar (kabakulak, herpes zoster), bakteriyel enfeksiyonlar (menenjit, sfiliz) Meniere hatsallığı Presbiakuzi Otoksisite Ani işitme kaybı Travmalar: Temporal kemik travmaları (direkt travma, indirekt travma), gürültüye bağlı işitme kayıpları (kronik akustik travma, ani akustik travma), perilenf fistülü, iatrojenik nedenler Tümörler Endokrin ve metebolik hastalıklar Otoimmün işitme kaybı Vasküler hastalıklar Şeklinde sıralanabilir. Retrokoklear patolojiler; İşitsel nöropatiler Sinir tümörleri ve bozuklukları: kokleovestibüler schwannoma Beyinsapında meydana gelen bozukluklar Genel olarak, sinir yollarını tutan işitme kaybı, konuşma algısını olumsuz yönde etkileyebildiği ölçüde koklear veya iletim tipi işitme kaybından ayırt edilebilir. İletim tipi kayıp, konuşma algısını çok az etkiler. Koklear işitme kaybında konuşulanları anlamada sorun yaratır, ancak makul derecede minimal ve öngörülebilirdir. İşitme sinirindeki bozukluk, gelen konuşma sinyallerinin bir şekilde ciddi şekilde bozulmasına neden olabilir ve bu ayırt etme problemleri hat safhaya çıkar. Hastanın işitme eşiklerinde normal sınırlarda olmayıp, hava ve kemik yoları arasında fark yoktur.  Hastalığın kaynağının iç kulaktan veya işitme sinirinden kaynaklandığının ayırt edilmesi için odyolojik olarak yapılan ayırıcı tanı testeri mevcuttur. İç kulak kökenli işitme kayıplarında meydana gelen en büyük sorun sese karşı tolerans problemi meydana gelmesidir. Sese karşı tolerans problemi olan kişiler daha düşük şiddetlerde sesten rahatsız olmaya başlarlar. Başka bir sorun ise sesin iç kulakda yanlış kodlanmasına bağlı üst merkezlere giden uyarılarda yanlışlıklar olduğu için konuşmanın ayırt edilmesi büyük ölçüde etkilenir.

sgk isitme cihazi icin ne kadar odeme yapiyor
Blog

SGK işitme cihazı için ne kadar ödeme yapıyor 2025 ?

SGK 2025 yılında işitme cihazları için zaman zaman artırımlar yapmakla birlikte güncel olarak işitme cihazı için ödediği tutar brüt 4239,20 TL’dir. Sosyal güvenlik kurumu çalışanlar için işitme cihazı alımında %20 kesinti ile net 3391,36 TL ödemektedir. İşitme cihazı fiyatlarını etkileyen pek çok faktör bulunmaktadır. SGK ödeme yapacağı işitme cihazı için asgari özellikler belirtmiş ve hâlihazırda emekliler için maaşından %10 kesinti yaparak net 3815,28 TL ödemektedir. İşitme Cihazı Sağlık Kurulu Raporunda Olması Gerekenler İşitme cihazı SGK Raporu geçerlilik süresi nedir? SGK, işitme cihazı ödemesi yapmak için işitme cihazı için düzenlenmiş reçete ve raporu zorunlu kılmaktadır. İşitme cihazı raporunda yukarıda belirtilen bilgilerin bulunması gerekmektedir. İşitme cihazı raporu geçerlilik süresi yayınlanan tebliğlere göre değişmektedir ancak yürürlükte olan sağlık uygulama tebliğine 2 aydır. Sgk Ödemeler İçin Ne Yapmalıdır? İnsan kaynağının akademik seviyesinin yükseliyor ve vatandaşa  sıcak ilgiyle(geçmiş yıllara göre) yaklaşılıyor. Yukarıda yazılanlar bir toplam kalite için önemli olsa da yeterli değil. Bir konu hakkında en doğru sonuca ulaşmak için doğru kararın alınması gerekir. İşte bu devrede sivil toplum kuruluşlarının varlığı ve iletişimi büyük önem arz ediyor. Kamuda görevlerini en iyi şekilde yapmaya çalışan yöneticilerin bir karar almadan önce ilgili konu hakkında sivil toplum kuruluşlarıyla enine boyuna görüşmeli ve tavsiyelerini ciddiyetle dikkatte almalıdır. SGK, Sivil toplum kuruluşlarıyla ilişkisini daha da geliştirmeli! SGK’nın geçmişten kalan şüpheci yaklaşımı  maalesef hem firmalar açısından hem de vatandaş açısından kayıplara sebep olabiliyor. Özellikle son 8 yılda SGK’da çok olumlu değişimler gözlemliyoruz ancak yeterli değil. 18 yaş üstü için ,STK’ların ısrarla vurguladığı ve hala düzeltilmeyen iki kulağa verilmesi gereken işitme cihazı problemi devam ediyor, yani vatandaş diğer kulağına işitme cihazı almak için 6 ay beklemek zorunda bırakılıyor. 18 yaş altı için 3.basamak hastanesinden rapor alma zorunluluğu devam ediyor. Yani Anadolu’nun pek çok şehir ve ilçelerinde yaşayan vatandaşlarımız çocuklarına alacağı işitme cihazı ödemesini alabilmek için  farklı şehirlere giderek çocukları için rapor alıyor. Bu uygulama belki ilk kez işitme cihazı alacak çocuklar için makul kabul edilebilir ancak İşitme kaybı tanısı konulan ve daha önce işitme cihazı kullanmış çocukların ve ailelerinin sürekli şekilde bu uygulamaya zorunlu bırakılmaları ciddi mağduriyet oluşturmaktadır. Üstelik SGK işitme cihazının tamamını ödemiyor sadece belli kısmını karşılıyor. Farklı şehre rapor almak  için ailesiyle birlikte giden vatandaşın yapacağı harcamalar belki SGK’nın katkısından daha fazladır. SGK, il müdürlükleriyle aynı dili kullanmalı! Hem işitme merkezlerinin hem de vatandaşın yaşadığı diğer önemli bir husus,  kurum tarafından yayınlanan tebliğlerin il müdürlükleri tarafından farklı şekilde yorumlanabilmesidir. Farklı yorumlamalar vatandaş, firma ve kurum çalışanlarının zaman ve enerjisinin gereksiz yere harcanmasına ve bürokrasinin artmasına sebep olabiliyor. İşitme cihazlarında teknolojik devrim yaşanıyor! Bugünkü işitme cihazları, geçmişte kullanılan klasik işitme cihazlarından artık çok daha farklı ve içinde elektronik, yazılım, akustik ve elektroniği barındıran muhteşem işitme bilgisayarlarıdır. Son üç yılda ülkemizde Odyoloji lisans ve odyometri önlisansı mezun sayısındaki artışla birlikte artık Türkiye’nin her yanında nitelikli ve nicelikli hizmet ve ürünlere ulaşmak çok kolaylaştır. Sosyal varlık olan İnsan için işitme duyusu diğer duyuları arasında ayrı bir öneme sahiptir. Sahip olduğu nimetin farkındalığıyla hareket etmeli ve işitme duyusunu korumalıdır.  Sgk’dan Destek Almak İsteyenlerin Dikkat Etmesi Gerekenler Ülkemİzde, gerçek menşei bilinmeyen, kullanıcı açısından risk oluşturan işitme cihazlarının cirit attığı işitme sektöründe, ilk kez bir yönetmelik yürürlüğe giriyor. Aralık ayında yayımlanması beklenen ve son şekli verilen “Ortez-Protezleri Ismarlama Olarak Üreten Ve/Veya Uygulayan Merkezler İle İşitme Cihazı Satış ve Uygulaması Yapan Merkezler Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile sektöre çeki-düzen gelmesi bekleniyor. Yönetmelik ile işitme cihazı satışına denetim gelirken, Sağlık Bakanlığı ve SGK onaylı olmayan cihazlara devlet para ödemeyecek. Ruhsatsız İşitme Merkezinden Alınan Cihaza Para Ödemesi Yok Mahfuz Ağaç, yaptığı değerlendirmede, bu yönetmeliğin sektör için büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, Sağlık Bakanlığı’nın yıllardır sahipsiz olan işitme sektörüne sahip çıktığını dile getirdi ve “Senelerdir ihmal edilmiş olan bir piyasa, Sağlık Bakanlığı tarafından artık kayıt altına alınıyor. Sektör ilk kez devlet ile ciddi muhatap olacağı için sıkıntıların, eksikliklerin zamanla giderileceğine inanıyoruz” diye konuştu. İşitme cihazı alacak olan vatandaşlara uyarıda da bulunan Mahfuz Ağaç, yeni yönetmelik kapsamında, Sağlık Bakanlığı ve SGK onaylı olmayan işitme cihazları için SGK’nın ödeme yapmayacağına dikkat çekti. Sağlık Bakanlığı’nın Ulusal Bilgi Bankası adıyla bir sistem kurduğunu anlatan Ağaç, “İşitme cihazı aldığınızda bunun faturası  Ulusal Bilgi Bankası’nda incelenecek. Satış yapan firmanın ruhsatlı olup olmadığı, cihazın onaylı olup olmadığı denetlenecek. Cihaz için SGK’da belirlenen ödeme bu inceleme neticesinde yapılacak. Ulusal Bilgi Bankası ile yetkili olmayan firmaların satış yapması engellenecek, böylece kayıtdışına darbe vurulacak” dedi. Denetimler Arttırılacak “Sektöre artık kalite gelecek” diyen Ağaç; şunları söyledi: “İşitme sektörü bir sağlık sektörü ancak bugüne kadar  kararlılıkla bir yaptırım uygulanmıyordu, denetim yetersizdi. İşi konusunda profesyonelce eğitim almamış kişilerin,işitme engellilerin işitme kaybına uygun cihaz vermedikleri veya cihazı uygun programlayamadıkları için binlerce insanımız sorununa çözüm bulamadığı gibi,işitme cihazına dolayısıyla hayata küsmüştü. Bu ümitsizlikle cihazlarını kullanmak yerine çekmecelerine koyan vatandaşlarımızın bu sektöre güvenleri kaybolmuştu. Ayrıca, denetim eksikliğinden kayıt dışı ülkemize giren cihazları satan bazı satıcılar, fatura ve garanti belgesi  vermedikleri için bu tür firmalara hiçbir müeyyide uygulanamıyordu. Bunun yanı sıra vatandaşın güveni sarsıldığı için bu mesleği yasalara uygun yapan  firmalar da zarar görüyordu. Ancak, önümüzdeki aylarda sektöre çeki-düzen gelecek ve artık işitme engelliler işitme cihazı ile barışacak.” İşitme sektöründe yaygın olan kayıt dışı firmalara dikkat çeken Mahfuz Ağaç, vatandaşların daha sonra mağdur olmaları için faturalı ve seri numaralı işitme cihazlarını tercih etmelerini ve cihazı satın almadan önce mutlaka ruhsatlı bir işitme merkezinde test yaptırmalarını, test sonucuna göre cihaz almalarını önerdi. Öte yandan, Mahfuz Ağaç,  yönetmelik ile 4 yaş altındaki çocuklara yönelik işitme cihazı satışında önlem alınmasının oldukça önemli olduğunu vurguladı. “Çünkü  küçük çocuk derdini anlatamıyor, mağdur ediliyordu” diyen Ağaç,  şöyle devam etti: “Artık dileyen küçük çocuklara işitme cihazı satamayacak. Bunun için Bakanlığın belirlediği özel şartları yerine getirmeleri gerekiyor.” Yönetmelik Ne Getiriyor? Bu arada,  ilk kez 3 Aralık 2008 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelikte, 2 yıl içerisinde bazı değişiklikler yapıldı. Yönetmeliğin son şeklinin 3 Aralık 2010’da yürürlüğe girmesi bekleniyor. Yönetmeliğe göre, 4 yıldır işitme sektöründe hizmet veren şahıslara, Sağlık Bakanlığı’nın belirleyeceği herhangi bir üniversitenin düzenleyeceği eğitim programlarına katılmaları sağlanacak, akabinde yapılacak sınavda başarılı olmaları halinde  ruhsatlı işitme merkezi açma imkanı tanınıyor. Her Merkez 4 Yaşın Altındaki Çocuklara Cihaz Satamayacak Yönetmelik, çocuklar için de ayrı bir prosedürü uygulamaya sokuyor. Nitekim, yönetmeliğe göre 48 aydan küçük çocuklara

earnet openfit
Blog

Ülkemizde İşitme Cihazı Kullanımı

İşitme cihazları; işitme kayıplı bireylerin problem tanılandıktan sonra hayatlarını normal şekilde idame ettirebilmeleri için gerekli tıbbi ürünlerdir. Herhangi bir hastalığa, kazaya ya da yaşlılığa bağlı meydana gelebilecek olan işitme kayıplarının kalıcı olduğu anlaşıldıktan sonra rehabilitasyonu için gerekli ilk yöntem işitme cihazı kullanımı olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak ülkemizde işitme kaybı problemi yaşamasına rağmen işitme cihazı kullanan kişi sayısı, ne yazık ki olması gerekenin çok altındadır. Rakamların daha iyi anlaşılabilmesi için bir kıyaslama ile açıklamaya çalışacağız. Nüfusu neredeyse 83 milyon olan 2 ülke, Almanya ve Türkiye. Almanya’da işitme cihazı merkezlerinin sayısı 6500’den biraz yukarıda. Uzun yıllardır hızlı bir artış yok, neredeyse 20 sene önceki rakamlar günümüzde de geçerli. Türkiye de ise durum farklı, 15 sene önce 100 civarında bulunan işitme cihazı merkezlerinin sayısı 2021 itibariyle ancak bugün 1500’lere ulaşmış durumda. Nüfus sayısının ve dolayısıyla işitme kayıplı birey sayısının neredeyse aynı olduğu 2 ülke arasındaki işitme cihazı merkezlerinin sayısının farkı, işitme cihazı kullanımına olan yatkınlığımızı da gösteriyor. Her sene alınan işitme cihazı sayılarına bakarsak; Almanya’da senelerdir ortalama 1,5 – 2 milyon cihaz alımı gerçekleştirilirken Türkiye’de hızlı bir artış olduğu bilmemiz ve TÜİK verileri bu konuda bize yardımcı olmamasına rağmen dernekler nezdinde yaptığımız çalışmalarla ülkemizde ancak 200 bin civarında işitme cihazı alımı olduğunu söyleyebiliriz. Nüfusu neredeyse denk olan 2 ülkenin işitme cihazı temini konusunda 1/10 oranında olması ülkemizdeki işitme cihazı kullanımı konusunda bize yeterli fikri vermektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından 2021 yılında yayınlanan yeni tebliğ ile beraber çift işitme cihazı için SGK ödemesi yapılacağı duyuruldu. Bu gelişme ile beraber işitme kaybı olan ve işitme cihazı kullanmak isteyen vatandaşlarımızın daha rahat alım yapabilmesi ve ihtiyacın ortadan kaldırılması yönündeki sayının artmasını beklemekteyiz. Sonuç olarak ülkemiz, 3 milyona yakın işitme kayıplı bireyin bulunduğu ancak işitme kaybı son raddeye gelene kadar işitme cihazı alımına yanaşılmadığı için işitme cihazı kullanımının düşük olduğu bir yapıya sahiptir. İşitme profesyonelleri olarak ümidimiz hem SGK nezdinde yapılan yardımların artması hem de genel işitme bilincinin yükselmesi ile işitme cihazına ihtiyacı olan her bireyin işitme cihazına erişebilmesi ve kullanmasıdır. Si-Ser sağlıklı günler diler.

isitme engeli raporu nasil alinir 1
Blog

İşitme Engeli Raporu Nasıl Alınır?

İşitme engelli terimi, günümüzde kullanılması geçmişe nazaran çok daha düşük olan bir terim haline gelmiş durumda. Geçmiş dönemlerde sağlık hizmetleri günümüzdeki seviyede değilken işitme kayıpları zamanında tanılanamıyor ve bilhassa işitme kayıplı çocuklarda erken dönemde işitme cihazı kullanılmamasıyla beraber sağır dilsiz dediğimiz işitme engelli bireyler günümüze nazaran çok daha fazla sayıda oluyordu. İşitme engelli tabiri esasında yanlış bir ibaredir. İşitme engelli denilebilmesi için bir kişinin herhangi bir işitme cihazı-koklear implant-beyin sapı implantı ile duyamaması gerekir ki, günümüzde teknoloji ve tıbbın ilerlemesi sayesinde işitme kaybı olan kişiler işitme cihazı, koklear implant veya beyinsapı implantları ile ses duyabilir durumdalar. İşitme kaybı çok ileri olan, işitme cihazı veya diğer seçenekler ile de zor duyan kişilere işitme engeli raporu verilmekte. İşitme engeli raporu için bir devlet hastanesi ya da eğitim araştırma hastanesinde işitme testleri yapılır ve çıkan sonuç Balthazard Ölçeği ile değerlendirilerek bir engel yüzdesi belirlenir. Çıkan bu sonuç sonucunda ek handikaplar ile beraber genel engel yüzdesinin belirli bir seviyenin üzerinde olması durumunda engel raporu düzenlenir.

cocuklarda isitme kaybina bagli konusma sorunlari
Blog, Çocuklar İçin

Çocuklarda İşitme Kaybına Bağlı Dil ve Konuşma Sorunları

Çocuklarda İşitme Kaybı İşitme kaybı yenidoğan çocuklardan 100 yaşını aşkın bireylere kadar herkeste ortaya çıkabilecek bir durumdur. Yapılan araştırmalara göre her canlı doğumdan 3-4’ü işitme kayıplı olarak dünyaya gelmektedir. Ülkemizde 2000’li yılların başından beri yasa haline gelmiş Yenidoğan İşitme Tarama uygulamaları her doğan çocuğun olağanüstü haller haricinde ilk 72 saat içerisinde işitme taramasının yapılmasını ve işitme kaybı bulguları görülen çocukların ileri testlere yönlendirilmesini sağlamaktadır. Yapılan ileri testler sonucunda işitme kaybı tanılanan çocukların cihazlandırılması ve takibatı sağlık hizmet sunucuları tarafından takip edilmektedir. İşitme tarama protokolü tarafından işitme kayıplı olduğu belirlenen çocuklar işitme cihazı temini/koklear implant takılması ve sonrasında rehabilitasyon süreci ile birlikte yaşıtlarıyla eşit bir sosyal-akademik gelişime sahip olabiliyorlar. Erken tanılanan ve cihazlandırılan bu çocuklarda ek handikaplar yok ise herhangi bir konuşma bozukluğu ortaya çıkmamaktadır. Ancak işitme tarama protokolleri sırasında işitme kaybı gözlemlenmeyen ve sonrasında işitme kaybı ortaya çıkan çocuklarda ve işitme tarama protokolü sırasında işitme kaybı tanısı konulup cihazlandırılmayan ya da rehabilitasyon desteği almayan çocuklarda konuşma  bozukluğu hatta hiç konuşamama problemleri ortaya çıkabilmektedir. Çocukların işitme ve dil gelişiminde ilk 54 ay kritik öneme sahiptir ve bu 4,5 yıllık dönem kritik evre olarak adlandırılır. Kritik evre içerisinde işitme kaybı olan ve gerekli cihaz-rehabilitasyon desteğini almayan çocukların gelişimleri için beyinde yeterli işitsel girdiler sağlanamaz ve konuşma bozukluğu kaçınılmaz olur. Bu yüzden işitme kaybı şüpheleri ve gecikmiş konuşmalarda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmak ebeveynlerin birincil önceliği olmalıdır. İşitme kabı ve gecikmiş konuşmalarda ilk 4,5 yıl içerisinde cihaz-rehabilitasyon desteği sağlanmadığı taktirde ortaya çıkacak problemlerin çözülmesi ne yazıkki çok mümkün olmamaktadır. Her hastalık sürecinde olduğu gibi konuşma bozuklukları da erken teşhis ve erken tedavi ile kolayca önüne geçilebilecek bir problemdir. Çocuklarda Neden İşitme Kaybı Meydana Gelir? İşitme kaybı doğuştan meydana gelebilir veya daha sonra oluşabilir. Doğuştan gelen işitme kayıpları genetik olabileceği gibi hamilelik sürecinde annenin kullandığı ilaçlar, zararlı alışkanlıklar ya da hastalıklardan kaynaklı işitme kayıpları da gözlemlenebilir. Doğumdan sonra meydana gelen işitme kayıpları ise yüksek sese maruz kalma, diğer hastalıklar, ilaçlar veya travmatik faktörler nedeniyle meydana gelir. Detaylı teşhis ve tedavi için muhakkak bir KBB doktoruna danışılması gerekir. İşitme Kaybının Tedavisi Var Mıdır? İşitme kaybı tedavisi sorunun türüne göre belirlenir. Eğer iletim tipi işitme kaybı varsa ilaçlarla ya da cerrahi yöntemlerle tedavisi yapılır. Ama sensörinöral(sinirlere bağlı) kayıplarda ise ilaç ya da cerrahi ile tedavi mümkün olmamaktadır. Sensörinöral ve mikst tip işitme kayıplarında tedavi ve rehabilitasyon amacı ile işitme cihazları kullanılır. Geç kalınmış bazı işitme kayıplarının ise tedavisi olmayabilir. İşitme kayıplı bireyin konuşmasını, duymasını, tepki vermesini engellememek adına erken teşhis oldukça önemlidir. Çocuklar için işitme cihazı arıyorsanız Si-Ser firması olarak yanınızdayız. Duymayan Bebeklerin Hareketleri Nasıldır? Gözlemleyebileceğiniz ilk belirti lokalizasyon durumudur. Lokalizasyon sesin ne taraftan geldiğini algılama kabiliyetidir. Bu algı ebeveynlerin işitme kaybı olan çocuklar için yapabileceği ilk teşhistir. Yeni doğan bebekler karşındaki kişileri algılayabilmek için dikkatle onlara bakar. Bebekler duydukları seslere karşı şaşırarak, ağlayarak veya gülerek tepki verirler. Bunlar olmasa bile en azından bakışlarında değişim gözlenir. Sesi algılayıp algılayamadıklarını anlamak için kesinlikle her zaman olmayacak şekilde nadiren aileler  bebeklerini ses çıkararak veya bir ses kaynağı kullanarak sese karşı olan tepkisi konusunda gözlemleyebilirler. Bebeği korkutmamak açısından yumuşak tonda ses çıkarması gerekir. Ancak asıl gözlem normal yaşantı içerisinde bebeğin seslere tepki verip vermediğini gözlemlemek üzerine olmalıdır. Eğer ebeveynlerin gözlemleri sonucunda işitme kaybından şüphelenilirse mutlaka bir hekime danışılması gerekmektedir. Si-Ser İşitme Merkezleri sağlıklı günler diler.

Isitme Cihazlari Kac Yilda Bir Yenilenmelidir
Blog

İşitme Cihazları Kaç Yılda Bir Yenilenmelidir?

İşitme cihazları işitme kaybı yaşayan milyonlarca kişi tarafından 100 yılı aşkın bir süredir kullanılmaktadır. Geçmiş dönemde elektronik olmayan cihazlar var iken günümüzdeki tüm cihazlar tam elektronik olarak üretilmektedir.  Her elektronik cihazda olduğu gibi işitme cihazlarının da bir kullanım ömrü olmaktadır. İşitme cihazları genel olarak bakıldığında kulak arkasına ve kulak içine yerleştirilen cihazlar olarak ayrılmaktadır. Ana parçaları hoparlör, mikrofon ve entegre olan işitme cihazları, içerisindeki bu elektronik parçalar sebebiyle hassas cihazlar sınıfındadır. Yerleşim bölgesi olan kulaklar, işitme cihazları için yüksek risk taşıyan nem ve kulak kiri gibi etkenler barındırmaktadır. Elektronik tüm cihazlarda olduğu gibi işitme cihazlarında da sıvı teması birincil derecede tehlikelidir. Bu sebeple işitme cihazının ömrünü belirleyen etkenlerin başında cihazın nasıl kullanıldığı gelmektedir. Kullanıcı tarafından rutin bakımları yapılan, nem-kir-tozdan korunan ve teknik serviste periyodik bakımları gerçekleştirilen cihazlar uzun süreler kullanılabilir. Ancak dikkatsiz ve kullanım talimatına aykırı kullanılan cihazlar normalden daha kısa süreli bir ömre sahip olacaktır. Cihazın ömrünü belirleyen etkenlerden birisi cihazın kalitesi iken diğer sebep ise kullanımı olacaktır. Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) tarafından sağlanan hak ile, işitme kaybı tanılanan sosyal güvence sahibi vatandaşlarımız 1012,5 TL’lik işitme cihazı desteği alabilmektedir. SGK tarafından yayımlanan Sağlık Uygulama Tebliği (SUT)’ta belirtilen ilgili maddeler işitme cihazı desteğinin 5 senede bir alınabileceğini gösteriyor. Yorumlamak gerekirse SGK bir işitme cihazının ömrünü 5 sene olarak nitelendiriyor ve 5 senede bir işitme cihazı için ödeme yapmayı kabul ediyor. Ülkemizde satılan işitme cihazlarının da garanti belgelerine bakıldığında, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın ilgili prosedürleri göz önüne alınarak işitme cihazlarına 5 yıl boyunca parça sağlama ve bulundurma teminatı verildiği görülmektedir. Satılan her işitme cihazı için verilen garanti süresi haricinde cihazın bozulma durumuna göre üretici firmaya 5 sene boyunca parça bulundurma ve tamir zorunluluğu getirilmiştir. Buradan da Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın işitme cihazının kullanım ömrünü 5 yıl olarak belirlediğini anlayabiliriz. SGK ve Gümrük Ticaret Bakanlığı’nın ilgili protokolleri işitme cihazının ömrünü 5 yıl olarak gösterse de, doğru ve bakımlı kullanılan bir işitme cihazı kullanıcısı 10 yıldan uzun süre aynı cihazı kullanabiliyor. Genel olarak bakıldığında elektronik cihaz grubunda olan işitme cihazlarının genel ömürleri 5 yıl belirlenmekle beraber, kullanıma bağlı olarak bu süre uzayabilir ya da kısalabilir. Si-Ser İşitme Merkezleri Sağlıklı Günler Diler.

Cocuklarda Isitme Cihazi Kullanimi 1
Blog

Çocuklarda İşitme Cihazı Kullanımı

Çocuklarda İşitme Cihazı Kullanımı Çocuklarda İşitme kaybı en sık görülen genetik kaynaklı hastalıklardan birisidir. Canlı doğumların %3’ü işitme kayıplı olarak doğmaktadır. Bununla beraber doğum sırasında, doğum sonrasında meydana gelebilecek enfeksiyon veya hastalıklardan kaynaklı olarak da çocuklarda işitme kaybı meydana gelebilmektedir. Yine gelişme evresinde çeşitli hastalıklardan kaynaklı, kaza veya gürültüden kaynaklı olarak çocuklarda işitme kaybı gözlenebilmektedir. Ülkemizde işitme tarama yasası gereği yenidoğan her çocuk mücbir ve olağanüstü haller haricinde ilk 72 saat içerisinde işitme testine tabi tutulur ve işitme kaybı şüphesi olan çocuklar tanı-tetkik-tedavi için ileri testlere yönlendirilir. İşitme kaybının kalıcı olduğu tespit edilen çocuklar vakit geçirmeden işitme cihazı kullanımına yönlendirilir ve bu şekilde işitme-konuşma gelişiminin yaşıtlarıyla benzer şekilde ilerlemesi planlanır. İşitme kaybı olan ve tedavi-rehabilitasyon yönünde destek almayan çocuklar işitemedikleri için konuşma gecikmesi, konuşma bozukluğu ve hiç konuşamama gibi problemlerle karşılaşabilir. Bununla beraber sosyal yönden zayıflık, güvensizlik, akademik başarısızlık, psikolojik rahatsızlıklar gibi birçok durumla başbaşa kalabilmektedir. Ebeveynlerin, yenidoğan işitme testlerinden sonra işitme kaybı olmaması durumunda dahi dikkatli ve gözlemci olmaları gerekmektedir. Her birey işitme kayıplı olmaya adaydır ve çocuklar kendilerini bize istedikleri gibi ifade edemedikleri için işitme kaybının aile tarafından fark edilmesi gerekmektedir. Burada önemli olan konu ebeveynin çocuğunu karşısına alarak seslere tepkisini gözlemlemesi değil, günlük hayatta ortaya çıkan seslere yönelip yönelmediğini, nasıl tepkiler verdiğini gözlemlemek olmalıdır. Bununla beraber yaşı 2’yi geçmiş olan çocuklarda konuşma ve harf çıkarma ile ilgili şüphe duyulursa işitme kaybından şüphelenilmelidir. İşitme kaybının varlığı durumunda, tedavi edilebilecek(bazı iletim tipi işitme kayıpları) olan kayıplar tedavi edilir. Ancak işitme kayıplarının çoğu kalıcıdır ve henüz keşfedilmiş bir tedavisi bulunmamaktadır. Bu sebeple işitme kaybı varlığında ilk ve en etkili çözüm işitme cihazı kullanımıdır. İşitme cihazından fayda göremeyecek ölçüde ileri dereceli kayıplarda ise koklear implant adı verilen cihazlar kullanılmaktadır. Çocuklarda işitme cihazı için tercih edilebilecek 2 çeşit cihaz bulunmaktadır. Genelde kullanılan ve uygun olan kulak arkası hava yolu işitme cihazlarıdır. Bazı özel durumlarda kulak kepçesinin arkasında bulunan mastoid kemik üzerine gelecek şekilde takılan kemik yolu işitme cihazları tercih edilir. İşitme cihazından çocuğun gördüğü fayda serbest alan testi adı verilen bir test ile klinik ortamlarda ölçümlenebilir. Ebeveynler, çocuğun arkasına geçerek ses çıkartmamalı, sürekli ismiyle seslenip tepkilerini ölçmemelidir. Yönlendirmeli gözlem adı verilen bu durum doğru bilgiden çok yanlış bilgi ve şüphe edindirmektedir. Bunun yerine; günlük hayatta karşımıza çıkan bir şeyin düşme sesi, zil sesi, telefon sesi ve ani-yüksek seslere karşı çocuğun verdiği tepkiler gözlenmeli ve takip eden sağlık uzmanına bildirilmelidir. Yine çocuğun gittiği rehabilitasyon merkezindeki uzmanın görüşleri aile için önemlidir. İşitme cihazı kullanımında ailenin ısrarcı olması ve çocuğa cihazını sevdirmesi çok önemlidir. Çocuğun cihaza önem vermesi ve sakınması, kulağından çıkarmadan kullanması son derece önemlidir. Koklear implantlar ise işitme kaybının çok ileri dereceli olduğu, işitme cihazının ses seviyesi ya da kullanım yönünden yetersiz kaldığı durumlarda bir ameliyat ile iç kulağa yerleştirilen elektrodun ses geldikçe kulağı uyarması prensibine bağlı olarak çalışır. Hiç duymayan ve işitme cihazından hiç fayda sağlamayan bir çocuğa uygulandığında mucize etkisi gösteren bu cihazlar, normal işitme cihazı ile duyabilen çocuklar ve yetişkinlerde ise tercih edilmez.

odyometri nedir
Blog, En Çok Merak Edilenler

Odyometri Nedir?

Odyometri testi, bireylerin işitme durumlarını ölçümlemek ve kategorize etmek için yapılan teste verilen isimdir. İşitme testi olarak da bilinen odyometri testi, odyometre cihazı yoluyla hava yolu ve kemik yolundan işitmenin ölçümlenmesi esasına dayanır. Odyometri Testi Neden Gerçekleştirilir? İşitme kaybı şüphesi durumlarında ve rutin sağlık kontrollerinde odyometri testi gerçekleştirilir. Bunun yanında işe başlama durumlarında da tedbir ve öğrenme amaçlı olarak odyometri testi yapılır.İşitme kaybının yaygın nedenleri şunlardır: İşitme kaybının en büyük sebebi gürültüdür. Gürültülü çalışma ortamları, yüksek sesin fazlaca bulunduğu konser, kafe vb. alanlar işitme kaybında birincil derecede etkilidir. Bununla beraber kulaktaki hasar ve hastalıklara bağlı, ya da doğumsal olarak meydana gelen işitme kayıpları gözlenmektedir. Odyometrinin Riskleri Odyometri testi işitme uzmanları tarafından gerçekleştirilir ve herhangi bir riski bulunmamaktadır. Odyometri için Hazırlık Odyometri testinin hazırlığında kişinin yapması gereken özel bir durum yoktur. Testin yapılmasının hemen öncesinde kulağın otoskopik muayenesi ve test yapılacak kişiye testin anlatılması haricinde yapılacak farklı bir hazırlık bulunmamaktadır. İşitme Test Nasıl Yapılır? Odyometri testi genellikle kapalı bir kabin içerisinde yapılır. Kişinin daha iyi duyduğu kulaktan başlanarak seslerin yüksekten alçağa doğru gönderilmesi ve test yapılan kişinin duyduğu seslerde butona basması ile gerçekleştirilen bir testtir. Test sırasında farklı yönergeler verilebilmektedir. Saf ton testi (Odyogram) – Bu test için odyometreye takılı kulaklıklar ve kemik yolu vibratörler kullanılır. Kulaklık ile yapılan testte hava yolu eşikleri, kemik vibratör ile yapılan testte kemik yolu eşikleri ölçümlenir. Teste alınan kişiden duyduğu en düşük ses için dahi butona basması istenir ve bu şekilde işitmenin olduğu minimum seviye bulunur. Konuşma odyometrisi – Konuşma odyometrisi, birkaç farklı testten oluşan bir test bataryasıdır. Teste alınan kişinin söylenen kelimeleri anladığı en düşük ses seviyesi, en rahat duyduğu ses seviyesi ve rahat duyabildiği ses aralığındaki konuşmaları anlama kabiliyeti farklı tekniklerle ölçümlenir. İşitme kaybının sonucunda meydana gelen algılama probleminin anlaşılabilmesi için yapılması elzem bir test bataryasıdır.

kulak tıkacları
Blog

Kulak Tıkaçları Nedir? Ne İşe Yarar?

Kulak tıkaçları günümüzde birçok kullanım alanı ve kullanıcısı olan, kulaklarınızı yüksek seslere karşı koruyan yardımcı sağlık ürünleridir. Kulak tıkaçlarının en önemli kullanım alanı gürültüye karşı kulakları korumanın ön planda olduğu durumlardır.Örneğin; Haricen, uyku sırasında seslerden rahatsız olan kişilerde yoğun şekilde kulak tıkacı kullanmaktadır. Buna ek olarak da, su ile temas ettiği durumlarda kulağına su kaçmaması gereken ya da kaçmasını istemeyen kişiler kulak tıkaçlarını kullanmaktadır. Avantajları nelerdir? Kulak tıkacının en büyük avantajı işitme sağlığınızı yüksek seslere karşı korumasıdır. Ülkemizde çok fazla tercih edilmese dahi gürültülü olan tüm çalışma kollarında kulak tıkacı kullanılması zorunludur. Bununla beraber kulak kanalı ya da kulak zarında problemi olan bireyler yüzerken ya da duş alırken kulak tıkaçlarını takarak kulak sağlıklarını korumaktadırlar. Yine uykusu hafif olan ve seslerden rahatsız olmadan uyumak isteyen kişiler kulak tıkaçlarını kullanarak rahat bir uykuya kavuşabilir ve bu sayede daha dinç bir güne uyanabilirler. Kulak Tıkaçlarının Herhangi Bir Yan Etkisi Var Mı? Kulak tıkaçları doğru kullanıldıkları takdirde yan etki veya problem ile karşılaşılmayacaktır. En önemli husus kulağa doğru uyan ve doğru şekilde takılan kulak tıkaçlarını tercih etmek olacaktır. Kulağınıza büyük gelen tıkaçlar yara veya tahribat gerçekleştirebilir. Uzun süreli kulak tıkacı kullanımlarında ise kulakta mevcut kulak kirinin kulak zarına doğru itilmesi durumu gerçekleşebilir. Bu da, geçici işitme kaybı ya da tıkanıklık gibi çözülebilir problemlere sebep olabilir. Son olarak, kulak tıkacının yapımında kullanılan malzemeye karşı alerjisi olan düşük oranda kişi olabilir, bu kişiler farklı materyallerden yapılan kulak tıkaçlarını tercih etmelidir. Hangi Tip Kulak Tıkaçları Seçilmeli? Kulak tıkacı seçiminde en önemli husus hangi durum için kullanılacağıdır. Gürültülü bir işyeri için tercih edilmesi gereken kulak tıkacı ile yüzme için tercih edilecek kulak tıkacı farklı özelliklere sahip olmalıdır. Her durum için farklı özelliklere sahip tıkaçlar geliştirilmiştir.Köpük tıkaçlar genellikle yüksek sesler için düşük dereceli koruma sağlar. Ancak hafif polimer maddelerden üretilen tıkaçlar daha sağlıklı ve daha yüksek dereceli koruma sağlar. Bununla beraber işitme merkezlerine giderek kendi kulak ölçünüz doğrultusunda ses ya da suya karşı koruma sağlaması için durumunuza ve kendinize özel tıkaçlar edinebilirsiniz. Kulak Tıkaçları Nasıl Kullanılır?

işitme cihazı filtre değişimi
Blog

İşitme Cihazı Filtre Değişimi

İşitme cihazlarınızda temel bakım yapmak, daha uzun süre sağlıklı şekilde kullanılmalarına ve mümkün olan en iyi ses kalitesini sağlamalarına yardımcı olmanın elzem gerekliliklerindendir. Filtre nedir? İşitme cihazlarında kullanılan filtreler; işitme cihazının ses üreten parçası olan hoparlör ucuna dışarıdan takılan koruyuculardır. Kulak içinde parçası bulunan işitme cihazlarında hoparlör kulak kanalı içerisinde bulunduğu için cihazın içerisine kulak kiri ve nem-ter girme ihtimali bulunmaktadır. Bunun önüne geçebilmek adına cihazlara takılan filtreler dışarıdan cihazın içine nem, ter ve kulak kiri gibi girişleri engelleyerek daha sağlıklı ve uzun ömürlü bir kullanım sağlar. İşitme Cihazının İçindeki Filtreyi Ne Sıklıkla Değiştirmek Gerekir? Filtreler ağırlıklı olarak kulak kirine karşı koruma sağladığı için, bu sorunun cevabı kullanıcının kulak fizyolojisine göre değişmektedir. Kimilerimizin kulağı sık ve yoğun şekilde kirlenirken kimilerimizin kulağı çok daha az kirlenmektedir. Filtrenin değiştirme sıklığı için ortalama bir süre vermek zor olsa bile 1-2 aylık bir süre söylenebilir. Haricen, her kullanımdan sonra cihazı kontrol ederek filtrenin temizliği ve kullanılabilirliği kontrol edilmelidir. Filtreyi Değiştirme Zamanının Geldiğini Nasıl Anlamalısınız? Periyodik değişimler haricinde cihazınızdan ses gelmediğinde ya da cihazınızdan gelen ses alışmış olduğunuzun dışında olduğu durumlarda cihazınızın filtresini kontrol etmeli ve gerekliliği durumunda değiştirmelisiniz. İşitme Cihazınızdaki Filtreyi Hiç Değiştirilmezse Ne Olur? Cihazın filtresi değiştirilmez ise, kulak kiri ya da nem-ter gibi maddeler cihazınızın içine girerek hoparlörünüzü bozacaktır. Eğer kullanıcı şanslı ise, cihazın içine girmeden filtre tamamen dolacak ve cihaz çalıştığı halde kullanıcı normal şekilde duyamayacaktır. İşitme Cihazı Filtreleri Neden Değiştirilmeli? Yukarıda da bahsettiğimiz üzere; işitme cihazları elektronik cihazlardır ve hoparlörleri kulak kanalı içerisinde bulunabilir. Kirlenen, terleyen kulak kanalındaki bu etkenler, cihazın içine girerse elektronik parçalar olan hoparlörlerin bozulmasına sebep olur. Bu yüzden temiz filtreler kullanılarak cihazdan maksimum verim elde edilmelidir. Hoparlörü Kulağın İçinde Olan(RIC) İşitme Cihazı Filtresi Değiştirme Aşamaları Kulak İçi İşitme Cihazı Filtresi Değişimi

Scroll to Top